17 Ocak 2022

şefik çömez

Hain darbe girişiminden yaklaşık bir yıl kadar önce; emniyet genel müdürlüğü teftiş kurulu başkanlığına ıslak imzam ile bir dilekçe yazmış, dilekçemi de (O tarihteki üniformalı teröristlerin göreceğini ve beni hedef alacağını bile bile) resmi yoldan göndermiştim.

Islak imzam ile ve resmi yoldan gönderdiğim o dilekçemde özetle “2008 yılında benimde girdiğim polis amirliği sınavını kazananların yüzde 90’ının FETÖ’cü olduğunu, bahsettiğim yüzde 90’lık kesimin; sınavda çıkan hatalı soruya hep birlikte aynı cevabı, keza doğru soruya da hep birlikte aynı yanlış cevabı verdiklerini, bu durumun kesin kopya delili olduğunu, bu kişilerin cevap kağıtlarının incelenmesini, bu incelemenin yapılması halinde; memurluktan amirliğe geçenlerin yüzde 90’ının FETÖ’cü olduğunun ispatlanacağını’’ yazmıştım.

Ancak; bana 15 Temmuz 2016 günü gündüz saatlerinde personel şube tarafından yapılan tebligatta, dilekçemim; Emniyet Genel Müdürlüğünce, İçleri Bakanlığına sevk edildiği, İçişleri Bakanlığı müfettişlerince de dosyanın işlemden kaldırıldığı tebliğ edildi.

Yani diğer bir ifade ile; İçişleri Bakanlığında görevli müfettişler cevap kağıtlarını incelemeyerek bir bakıma FETÖ’cülere kol kanat germiş oldular. Bakanlığın sitesine baktığımda bahsi geçen müfettişlerin halen aynı görevde olduklarını görmekteyim.

Yaşadığım bu skandaldan sonra tekrar İçişleri Bakanlığı teftiş kuruluna dilekçe yazarak, 2015 yılındaki şikayetimin neden işleme alınmadığını, bu konudaki mülkiye müfettişinin raporunun bir suretinin tarafıma gönderilmesini istedim.

Sonuç mu? İnanın sonuç içler acısı. Benim İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına yazdığım dilekçeye hiç alakası olmayan, Burdur İl Emniyet Müdürlüğü cevap vermiş! Cevapta da’’ Dilekçeni bulamadık’’ diyorlar. İsim ve imza da yok. Bulamazsınız tabi. Benim yazdığım dilekçe sizde değil ki…

İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı, araştırma ve soruşturmasını kendilerinin yaptığı ve dosyası kendilerinde olan bir evrakı; cevaplanmak üzere nasıl Burdur Emniyet Müdürlüğüne gönderirler? Hadi gönderdiler diyelim; Burdur Emniyet Müdürlüğü ‘’Bu evrak beni ilgilendirmez’’ deyip, tekrar İçişleri Bakanlığı Teftiş Kuruluna iade etmek yerine, nasıl isimsiz ve imzasız bir şekilde bana cevap verir?

İdarenin aynı soruşturma evrakı üzerinde defalarca resmiyete aykırı işlem tesis etmesi bana; AK Parti eski Milletvekili sayın; Metin Külünk’ün; hain darbe girişimden sonra il il saydığı şehirlerde bazı siyasilerin FETÖ’cüleri kollayıp, adli makamlara baskı yapmaya çalıştıkları iddiası aklıma getirdi. Eğer sayın vekilin iddiaları doğru ise; adli makamlara baskı yapma cüretinde bulunanlar, idari makamlara hayli hayli baskı yapma cüretini gösterirler.

Resmiyete aykırı olarak yapılan bu işlemler zincirinden; halen devlet içerisinde ve de üst düzeyde FETÖ’cülerin koltuk gasp ettiğini, FETÖ’cülerin bazı siyasiler tarafından korunduğunu, organize bir şekilde halen faaliyetlerine devam ettiğini düşünürüm.

Çünkü; aynı evrak üzerinde devletin aleyhine, FETÖ’nün lehine bu kadar hata yapılmaz. Yapılamaz… Hata bir olur, iki olur ki; PKK’dan bile daha tehlikeli, devletimin en önemli beka sorunu olan FETÖ konusunda bir kimsenin, bir hatası bile kabul edilemeyecekken, aynı evrak üzerinde birbirini tanımayan birçok devlet görevlisinin defaten aynı hatayı yapması da tesadüf olamaz.

EVRAK SİRKÜLASYONU

Okurlarımı yanlış yoruma sevk etmemek için önemli bir konuya da açıklık getireyim; İçleri Bakanlığına, emniyet müdürlüklerine günlük yüzlerce hatta binlerce evrak giriş çıkışı olmaktadır. Bu kadar yoğun evrak sirkülasyonunu en üst yöneticiler takip edemez. O yüzden yapılan bu işlemlerden bakanımızın ve emniyet müdürümüzün bilgisi olması mümkün değildir.

Emekli Komiser Şefik ÇÖMEZ

“Semih Terzi’nin tersine asıl darbecinin Halis Demir olduğunu da biliyorsunuz dimi”

Yukarıdaki kan donduran, şehitlerimizin kemiklerini sızlatan cümle FETÖ’cü veya PKK’lı birisine ait değil. Hepimizin bildiği gibi Tokat İYİ Parti İl Başkan Yardımcısı’na ait.

Basından takip ettiğim kadarı ile, hadsiz il başkan yardımcısı emniyette alınan ifadesinde; Ömer Halis Demir’i ve Semih Terzi’yi tanımadığını, 24 yıllık siyasetçi olduğunu söylemiş.

Utan be kadın utan! Şehitlerimizden utan! Gazilerimizden utan.

Sadece hadsizliğinden değil, yalanından utan!

Ne demek Ömer Halis Demiri tanımamak? 10 yaşındaki çocuklar bile kahraman şehidimizi tanırken sen nasıl tanımazsın? Ben tanımadığına inanmıyorum. Eğer gerçekten tanımıyor olsaydın; darbeci, hain Semih Terzi ile şehidimizin ismini aynı cümle içerisinde kullanmazdın.

Keza utanmaz İYİ Parti İl Başkan Yardımcısı sosyal medyadaki paylaşımını durduk yere yapmamış. Bir başkasına cevap olarak yazmış. Madem Semih Terzi hainini tanımıyorsun, ne demeye savunuyorsun?

Emniyette verdiği ifadeye “Özrü kabahatinden büyük” derim ben.

Bu ifade; halkın aklı ile pişkince alay etmektir.

Elbette yargılama safahatında bu pişkinlik; savcının ve hakimin gözünden kaçmayacaktır diye düşünüyorum.

Hatta; basında her ne kadar kolluk tarafından TCK 215 (Suç ve suçluyu övme suçundan) işlem yapıldığı yazsa da,  Savcı tarafından TCK 220 ( Terör örgütlerini övmek, meşru göstermek) ten iddianame düzenleneceğini düşünüyorum.

Yoksa yarın birisi çıkıp pişkince; FETÖ elebaşını övüp, “Fetullah Gülen hoca efendi” der ve sonra da yargılama sürecinde ben; Fetullah Gülen’i tanımıyordum derse ne yapacağız?

AYIK OLUN!

Bu olay, millet ittifakı ortaklarının kırdığı ilk ceviz değil.

Daha 10 gün kadar önce CHP Genel Başkan Yardımcısı kamudan ihraç edilen Fetöcüler ile toplantı yaparak “Kamudan ihraç edilen Fetöcülerin adli ve idari dosyalarını tekrardan açıp görevlerine iade edeceğiz” diyerek hainlere moral verdi.

Arkasından Can Ataklı da; FETÖ terör örgütü diye bir örgüt yok dedi.

Şimdi de İYİ Parti İl Başkan Yardımcısı sosyal medya da böyle bir paylaşım yaparak bizlerin nabzı ölçüyorlar, sokağa inip inmeyeceğimize bakıyorlar akıllarınca.

Oysa, biz; bu tür provokasyonlara gelmeyiz. Onların kıt akılları da bizi sokağa dökmeye yetmez.

Biz sokağa ineceğimiz zamanı biliriz. Sokağa inince de; bankamatik, benzinlik ve marketlere akın etmeyiz. TOMA geliyor kaçın demeyiz. Süs havuzlarında abdestimizi alır, tank geliyor yakalayın. der,  cigaramızı yakar; tankların önüne yatarız.

Emekli Komiser Şefik ÇÖMEZ