5 Aralık 2021

Köşe yazıları


TÜRKİYE’DE HERKES YARGIDAN NEDEN MUZDARİP!!!
Aslında en çok tartışılması gereken konu bu, ama kimsenin cesaret edemeden sustuğu konu bu, çünkü önünde tartışılmaz bir KORUMA KALKANI var, yargıya müdahale ediliyor, diye hemen birileri bağırıyor, aslında bu yargı içindeki FETÖ yapılanmasının savunma mekanizması, hemen devreye giriyor, mevcut sistemde FETÖ’ nün yargıda örgütlenmesinin, devletin yargı ve adalet sistemini etkisiz hale getirdiğini görüyoruz ve yaşıyoruz, FETÖ’nün yargı kanadındaki savcıların yetkilerini nasıl kötüye kullandığını Zekeriya ÖZ gibi bir çok savcıda gördük,FETÖ’nün savcılarının resen soruşturma açmaları gereken konularda soruşturma açmadıklarına hemen hemen her gün görüyoruz, bu o kadar belirgin ki, devletimizin en yetkili kişisinin bile feryadını kimse sorgulamıyor, sayın cumhurbaşkanımızın bir konuşmasında “ SAVCILAR NEDEN RESEN SORUŞTURMA AÇMIYORSUNUZ’” şeklindeki konuşması kulağımda çınlıyor.

FETÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜ DEĞİL Mİ?

Devlet güvenliği ile alakalı suçlar ve terör suçları şikayete bağlı suçlar değildir ve Cumhuriyet Savcılarının RESEN soruşturma açması gereken suçlardır, ama gelin görünki resen soruşturma açmayı bırakın, şikatçisi olduğu halde FETÖ İle alakalı suçların üzeri kapatılarak anında takipsizlik verildiği yetmiyormuş gibi,belgeler saklanıyor, bizzat savcılar ve kolluk kuvvetlerince tehditler yapılıyor, FETÖ İle ilgili beyanlarınız dinlenmediği gibi kolluk kuvvetlerinde, savcılıkta verilmiş bir tek kelime ifadeniz mevcut değilken, mahkemelerde savunma hakkı verilmeden FETÖ’nün hakimleri tarafından kurulan organize kumpaslar İle hapis cezası verilebiliyor, burada hemen bir hatırlatma yapmadan geçmeyeceğim ki, Adalet bakanı Abdülhamit GÜL’ ün yakın tarihli konuşmasında aynen şu cümleyi kullanmıştı, “YARGININ YARGISIZ İNFAZLARINADA KARŞIYIZ”
Şimdi kamunun bu derece FETÖ/PDY Tarafından işgal Altun’a alınması, FETÖ’nün devlet içinde paralel bir devlet oluşturmasını, kendisine karşı olanlara, kamusal gücü yani devlet kudretini kullanarak, kumpas, tehdit, komplo kurması ile gerçekleştirdiği ve fetö ile mücadelenin engellenmesine yönelik gösterdiği direnç göz önüne alındığında, yaşanılan bu sürecin adı BÜROKRAT DARBE süreci olmasından daha doğal ne olabilir ki!!!!

SAVAŞ SADECE CEPHEDE DEĞİLDİR!!
Şanlı tarihimiz bir çok savaşlar ve bu savaşlarda elde edilmiş zaferler ile doludur, her dönemin fetö ve benzeri hainleri vardır, olacaktır da, ABD, İsrail ve diğer hasım devletlerce desteklenen ve bir istihbarat terör örgütü olan FETÖ devletin kamu kurumlarını işgal etmiş ve bu kamusal gücü kullanarak, milletin iradesi ile seçilmiş meşru hükümeti devirmeye ve devletin siyasi yönetimini de ele geçirmeye çalışmaktadır, asıl kurtuluş savaşı şimdi başlamaktadır, yıllardır sinsice örgütlenen ve kamuyu ele geçiren bu örgüt, Devletin kamusal gücünü elde etmiş ve hakimiyetini sağlamaya çalışmaktadır, bu hain terör örgütü ile mücadelede acilen birlik ve beraberlik içinde olunmalı, derdi vatan, devlet, bayrak ve millet olan her birey bu hain terör örgütüne karşı birleşerek mücadele etmelidir.

FETÖ CEPHEDE KARŞIMIZA ÇIKAMAYACAK KADAR KALLEŞ, BİR O KADARDA, HAİN İNSANLAR TOPLULUĞUNDAN OLUŞAN HAYALET BİR YAPIYA SAHİP TERÖR ÖRGÜTÜDÜR !!!

SAYGILAR!!!
İbrahim YILDIZ
EMEKLİ POLİS MEMURU

1- Müşteki Mustafa Düştegör ve arkadaşı tanık Kenan Cinkiş, 1.duruşmada, darp edenin Ali Osman Parlar olmadığını beyan etmişlerdir ve bu beyanlar 1.duruşma tutanağında mevcuttur.
2️⃣ Müştekinin yüzünde darp eyleminden dolayı kalıcı iz kaldığına dair sağlık raporu olaydan 6 ay sonra alınmıştır.
3️⃣ 1.duruşma tutanağının sonunda istenen belgeler içerisinde (5. madde), İstanbul adli tıp kurumundan müştekiyle ilgili kurul raporu alınması isteniyor ancak ist. adli tıp kurumundan alınan bir rapor yoktur ve dosyada da mevcut değildir.
4️⃣ CD inceleme ve tespit tutanağını imzalayan emniyet müdürlerinin yarısından fazlası tespitli fetö örgüt yöneticisi olup, imzalayıp mahkemeye ibraz ettikleri tutanak gerçeği yansıtmamaktadır.
5️⃣ Orhan Aslan isimli polis memuru savcıya verdiği ifadesinde, şahsımın elinde sopa gördüğünü beyan etmiş, darp eylemini görmediğini beyan etmiştir.
Daha sonra 1.duruşma da yanılmış olduğunu beyan eden ifade vermiştir ancak mahkeme dikkate almamıştır.
6️⃣ Darp olayını benim gerçekleştirmediğime dair çok sayıda polis memurunun bilgi sahibi ifadeleri gözardı edilmiştir.
7️⃣ Bilirkişi raporlarında olayı gerçekleştiren kişinin ben olduğuma dair net bir tespit yoktur, bütün raporlarda “muhtemelen” ibaresi mevcuttur. Dolayısıyla şüphe sanığın lehinedir ilkesi gözardı edilmiştir.
Ayrıca bilirkişi raporu alınan “ulusal kriminal laboratuarı” devletin objektif tarafsız bir kurumu değil, özel bir kurumu olup tarafsızlığı tartışılır.
8️⃣  Hiç bir şahsi menfaatim olmadan sanık durumuna düşerek, ve sonrasında tarafıma verilen bu haksız hüküm somut delillere dayanmadan, tamamen yoruma dayalı, görevlilerin ideolojik zihniyetlerine göre verilmiş bir hükümdür.
9️⃣ Darp edildiğini iddia eden Müşteki Mustafa Düştegör mahkemede gezi olaylarına katıldığını itiraf etmiş ancak mahkeme bu konuyla ilgili hiç bir yasal işlem yapmamıştır.
Müştekinin avukatları Hakan Evcin ve Münip Ermiş, Türkiye geneli DHKPC ‘ nin ücretsiz avukatlığını yapan örgüt avukatlarıdır. Bu bilgiler ışığında mahkemenin şahsıma vermiş olduğu hükmün tamamen siyasi ve ideolojik zihniyetle verdiği kanısındayım.

Görevli olduğum gezi olaylarında bana hukuksuzca 4 yıl 2 ay hüküm veren Ant 2. ağır cz mahk üyeleri;
1- Hakim Oğuzhan Yaşar (39567)  Şu an Antalya adliyesi Adalet komisyonu başkanlığı yapıyor, ayrıca eski Enerji Bakanımız Sayın Tamer Yıldız’ın öz yeğeni oluyor.

2- Hakim Fatih Sazak (104705)

3- Hakim Serkan Günhan (107372)

4- Savcı Erkan Okan (36062

FETÖ KUMPASI MAĞDURU POLİS

ALİ OSMAN PARLAR


Devletimizin emrinde ve Şerefli Emniyet Teşkilatımız bünyesinde yaklaşık 25 yıl görev yapmış bir TÜRK POLİSİ iken, Devletimizin FETÖ İLTİSAKLI diyerek ihraç etmiş olduğu 3 Emniyet Müdürü ve bu sözde Emniyet Müdürlerinin hukuksuzluklarını fırsat edinen bir Emniyet Amirinin organize kumpasları neticesinde “ İFTİRA “ suçundan verilen mahkumiyet kararına istinaden “ FETÖ KUMPASI “ ile Devlet Memurluğuma ve Polisliğime son verilmiş olan süreci bu ilk makalem ile sizlerle paylaşmak istedim.


Ülkemizde 15 TEMMUZ 2016 tarihinde meydana gelen Vatana İhanet ve Darbe girişiminin bastırılması sonrasında Devletimiz “ FETÖ / PDY TERÖR ÖRGÜTÜ YAPILANMASINA “ karşı Milli bir irade ortaya koyarak büyük bir mücadele başlatılmış ve bu terör örgütü ile bir şekilde bağlantıları bulunan şahıslar tek tek tespit edilerek Devletimizin kurumları içerisinden temizlenmişler ve bu temizlik büyük bir titizlikle halen devam etmektedir.


Hal böyle iken, Makalemin ilk bölümü olan bu yazımda Emniyet Teşkilatımız içerisine sızmış böylesi büyük bir ihanet şebekesi ile iltisaklı oldukları sonradan ortaya çıkan ve Devletimizin OHAL KHK’Ları ile ihraçları gerçekleşmiş Sözde Emniyet Müdürlerinin ihanette sınır tanımadıklarını, Kanunlarımızı dahi hiçe saydıklarını, organize bir kumpasın tohumlarının nasıl ekildiğini ve neticesinde ise Devletimizin Adalet şiarı olarak bağımsız mahkeme salonlarında yazılı “ MÜLKÜN TEMELİ ADALETTİR “ şiarının nasıl yer ile yeksan edildiğini, Adaletin kalbine FETÖ denen ihanet yapılanmasına ait kurşunun sıkılmış olduğunu mümkün olduğunca özetleyerek paylaşmak istedim.
2013 Yılında Konya/Çumra İlçe Emniyet Müdürlüğünde görev yapmakta iken, izinli olduğum bir günde karşılaştığım “ KAÇAK AKARYAKIT “ olayını ihbar etmem ve sonrasında da ihbarcı kimliğimin olayın şüphelilerince öğrenilmesi üzerine Polis Merkezi Amirimiz olan Emniyet Amiri Y.Ö. ile hakkında “SORUŞTURMANIN GİZLİLİİNİ İHLAL“ suçundan Savcılığa şikayette bulundum ve neticesinde “ DELİL YETERSİZLİĞİ “ gerekçesi ile takipsizlik kararı verildi. Bu şikayetim nedeni ile de Polis Merkezi Amirimiz olan Emniyet Amiri Y.Ö. ile sorunlar yaşamaya başladık mesleki yönden bazı fiziki baskılarla karşı karşıya kalmamın yanı sıra bir devlet memurunun performans puanının belirlendiği resmi belge niteliğinde olan performans formlarına gerçeğe aykırı kayıtlar girilerek 2013 yılı performans puanımı düşük verildiğini tespit ettim.


Bu durum üzerine Emniyet Amiri Y.Ö hakkında “ GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA VE RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK “ iddiası ile Emniyet Genel Müdürlüğümüzce bir araştırma/soruşturma başlatılması için müracaatta bulunduğum, Fakat; Dilekçemin Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilmeyip, Konya İl Emniyet Müdürlüğünce işleme alındığını ve 07.05.2014 tarihinde Emniyet Amiri hakkında şüpheli sıfatı ile araştırma/soruşturma işlemlerine başlandığını öğrendim.
Böylesi ağır bir suç ithamı altında bulunan Emniyet Amiri hakkında idari işlemin başlatıldığı tarihten sadece 1 gün sonra bu olayda mağdur ve şikayetçi olmama rağmen, şahsımın görev yeri değiştirilerek Çumra İlçesinden Kadınhanı ilçesine hiçbir hukuki gerekçe belirtilmeyen bir yazı ile “ SÜRGÜN “ edildim. Diğer bir yönden ise, Çumra İlçe Emniyet Müdürümüz Konya il merkezine çekilerek, hakkında idari işlem başlatılan Emniyet Amiri İlçe Emniyet Müdür Vekili yapıldı. Bu şartlar altında yapılan idari soruşturmaya ilişkin tanık olarak dinlenilmelerini özellikle talep etmiş olduğum birçok meslektaşımın ifadeleri dahi alınmadı.


Açık bir “ SÜRGÜN “ olan bu hukuksuz atama işlemi nedeniyle Konya Valimiz Sayın Muammer EROL’a durumu arz etmem sonrasında Sayın Valimizin talimatları ile bu sürgün işlemi bir nevi askıya alındı ve Emniyet Genel Müdürlüğümüze iletmiş olduğum il dışı tayin talebim kabul edilerek Kayseri iline atamam yapıldı. Ancak: bu süreç içerisinde Emniyet Amiri hakkındaki idari araştırma dosyasının sonuçlandırılmış olduğu şeklinde bir yazı tarafıma teslim edilmiş ise de, soruşturmanın nasıl ve ne şekilde sonuçlandırılmış olduğuna dair tarafıma en ufak bilgi dahi verilmedi.( NOT: 2014 Yılında gerçekleşen bu idari sürece ilişkin görev ve yetkileri uhdesinde müdahaleleri bulunan Konya Emniyeti Personel Şube Müdürü Hüseyin GÜRBÜZ, Konya Emniyeti Araştırma/Soruşturma Dosyasının Müfettişi Arif AYKUT, Konya Emniyeti Hukuk İşleri Şube Müdürü Ayhan TAVAN’dır ve bu Sözde Emniyet Müdürleri 2016 yılında çıkan 670 VE 672 Sayılı OHAL KHK’Lar ile İhraç Edilmişlerdir. Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik suçundan şikayette bulunmuş olduğum Emniyet Amiri Y.Ö ise şu an Resen Emekli Edilmiş Durumdadır.)


Bu olaylar yaşanmakta iken, Performans Puanımın Emniyet Amiri Y.Ö tarafından hukuka aykırı verilmiş olması sebebiyle Konya İdare Mahkemesi nezdinde açmış olduğum davayı kazandım ve İdare Mahkemesi kararı elime ulaştığında Emniyet Amiri Y.Ö’in hakkımda görev yerimi terk ettiğime dair bazı kayıtlar girmiş olduğunu gördüm ve 05.05.2015 tarihinde yeni bir dilekçe hazırlayarak yaşadığım tüm süreci detayları ile anlatarak Emniyet Genel Müdürlüğümüze durumu ilettim. Bu dilekçemde işlenen suçun takibi şikayete bağlı suçlardan olmaması sebebi ile adli mercilere de bilgi verilmesi yönünde özellikle talepte bulundum.


Emniyet Genel Müdürlüğümüz tarafından bir inceleme ve soruşturma başlatılmasını beklemekte iken, Kayseri Cumhuriyet Savcılığına çağırıldım ve hakkımda “ İFTİRA “ suçundan adli soruşturma başlatılmış olduğunu öğrendim ve bu soruşturma dosyası içerisinde de Emn.Gn.Mdr’ne göndermiş olduğum dilekçelerim olduğunu gördüm. Kısa bir süre sonrada Emniyet Genel Müdürlüğünce benim hakkımda idari soruşturma başlatılmış olduğunu da öğrendim.


Hakkımda “ İFTİRA “ suçundan başlatılan adli ve idari soruşturmalarda Emniyet Genel Müdürlüğümüze sunmuş olduğum yeni dilekçelerimin hukuka aykırı bir şekilde elde edilmiş olduğunu ve iftira gibi bir suçtan asla bahsedilemeyeceğini belirterek detaylı savunmalarda bulundum.


15 TEMMUZ 2016 tarihinde gerçekleşen Vatana ihanet kalkışmasının bastırılması sonrasında Devletimiz kurumları içerisinde yer etmiş FETÖ irtibatlı veya iltisaklı kişiler tespit edilerek ihraç edilmeye başlanınca aldığım duyumlara binaen bazı araştırmalar yaptığımda “ RESMİ EVRAKTA SAHTECİLİK “ suçundan hakkında şikayette bulunduğum Emniyet Amiri Y.Ö. ile ilgili idari araştırma/soruşturma dosyasına ilişkin sürece görevleri uhdesinde müdahil olan ve bu dosyanın üzerinin örtbas edilmesini sağlayan 3 Emniyet Müdürünün 3’nün de Devletimize ait OHAL KHK’Lar ile Emniyet Teşkilatımızdan ihraç edilmiş oldukları bilgisine ulaştım.


2017 Yılı Mart ayına yaklaşmakta iken, iftira suçlaması olan, fakat; hukuki hiçbir dayanağı olmayan idari soruşturma dosyasında 2 kez “ MESLEKTEN ÇIKARMA “ cezası istenen raporla disiplin kuruluna sevk edildiğimi öğrendim. Tespit etmiş olduğum böylesi büyük bir vahamete ilişkin hususları Disiplin Kurulunda yetkili olan Kayseri İl Emniyet Müdür Yardımcımıza ve Kayseri Personel Şube Müdürümüze belgeleri ile açıkladım ve kurula başım dik, alnım açık bir şekilde gelmem söylenerek, disiplin kurulana sevk edilen dosyam daha ileri bir tarihe ertelendi.


2 Kez Meslekten İhracım istenen böylesi bir dosyaya ilişkin disiplin kurulumuzun huzuruna çıktım ve yaklaşık 1 saat boyunca bu dosyanın “ AÇIK BİR FETÖ KUMPASI “ olduğunu, Vatana ihanet yapılanması ile iltisaklı oldukları tespit edilen Sözde 3 Emniyet Müdürü ile bu müdürlerin hukuku hiçe sayarak korudukları Emniyet Amirinin yalanlarını belgeleri ile sundum… Büyük bir hayretle beni dinleyen Kurul üyelerimizden İl Emniyet Müdür Yardımcımız olan Ö.D şahsıma hitaben “ Ali biz seni biliyoruz, daha fazla yorma kendini “ demesi üzerine kuruldan çıktım ve tutanağa çevrilen sözlü ifademi imzaladım. Ancak; Yaklaşık 45 gün sonra tarafıma teslim edilmiş olan idari kararda 2 Kez Meslekten İhracım istenen soruşturma dosyasına ilişkin 2’şer gün ücret kesimi cezası verilmiş olduğunu, fakat; Açık bir FETÖ KUMPASI dediğim ve detayları ile anlattığım hususların idari karar içeriğinde hiçbir şekilde yer almadığını, FETÖCÜ Emniyet Müdürlerinin isimleri ve esamelerinin dahi geçmediğini gördüm. “


Bu durum üzerine gerek Emniyet Müdür Yardımcımız Ö.D, gerekse Personel Şube Müdürümüz C.Ö ile görüşmeler gerçekleştirerek “ Vatana ihanet yapılanması ile iltisaklı olarak ihraçları gerçekleşmiş Sözde Emniyet Müdürlerinin açık kumpası olan bir süreçte asla eğilmeyeceğimi, büyük bir hata yaptıklarını, adli sürecin devam etmekte olduğunu ve böylesi bir kararın adli merciler nezdinde hakkımda olumsuz kanaat oluşturacağını anlattım. Kayseri İl Emniyet Müdürümüz olan İbrahim KULULAR’a ulaşarak bu durumu arz etmek istemiş isem de, Sayın Müdürümüzün personel ile görüş yapmadığı belirtildi. “
Yaşanan bu gelişmeler sonrası her geçen gün yalnız bırakıldığım süreçte “ İHANETTE TESADÜFÜN OLMADIĞINI, VATANA İHANET YAPILANMASI İLE İLTİSAKLARI BULUNAN EMNİYET MÜDÜRLERİNİN VE BU SÖZDE MÜDÜRLERİN KORUDUĞU EMNİYET AMİRİNİN ADALETE OLAN İHANETLERİNİ BELGELERİ İLE ADLİ VE İDARİ YARGI MERCİLERİMİZE DETAYLARI İLE ANLATARAK BELGELER SUNDUM… DİĞER BİR TARAFTAN DA FETÖCÜ 3 EMNİYET MÜDÜRÜNÜN AYRI AYRI FAKAT ORGANİZE OLMUŞ BİR ŞEKİLDE GÖREVLERİNİ KÖTÜYE KULLANMIŞ OLDUKLARINA DAİR BİMER ÜZERİNDEN MÜRACAATTA BULUNARAK İÇİŞLERİ BAKANLIĞINCA SORUŞTURMA YAPILMASI İÇİN TALEPTE BULUNDUM. “
BİMER Müracaatıma ilişkin müracaatımla ilgili soruşturmanın İçişleri Bakanlığınca gerçekleştirilmesi yönündeki ısrarlı taleplerim yerine getirilmeyip, Kayseri İl Emniyet Müdürlüğünce “ DOSYANIN İŞLEMDEN KALDIRILMASI “ yönünde karar verildi.


Adli yargılama neticesinde ise, “ Yargılama sürecine esas alınan 2 ayrı olaydan tekrar şikayetimin asla olmadığını açıkça bildirdiğim olaya ilişkin, tekrardan şikayette bulunduğum gerekçesiyle iftira suçundan hapis cezası verilirken, bu sürecin FETÖCÜ Emniyet Müdürlerinin kumpası olduğunu belirtmiş olduğum hususlar gerekçeli kararda tek kelime dahi dikkate alınmadı ve “ RESMİ EVRAKTA SAHTECİLİK “ iddiamla ilgili herhangi bir değerlendirmede bulunulmadı. Dahası İstinaf sürecinde UYAP üzerinden istinaf mahkemesine gönderilen bir tebligat parçasının ulaştığı aynı gün onanarak toplam 7 gün içerisinde kesinlik kazandı. Kesinleşen bu karara istinaden de Devlet Memurları Kanunumuzun ilgili maddeleri gereğince memuriyetime ve polisliğime 08 TEMMUZ 2019 tarihinde son verildi. “


Devlet Memurluğumun sonlandırıldığı bu sürecin tamamının “ AÇIK BİR FETÖ KUMPASI “ olduğunu 2017 Yılı Mart ayından itibaren somut belge ve delillere dayalı olarak haykırırcasına anlatmış olmama rağmen, “ BUGÜNE KADAR VERİLMİŞ OLAN KARARLARDA FETÖNÜN F’Sİ, FETÖ İLTİSAKLI SÖZDE EMNİYET MÜDÜRLERİNİN İSİM VE ESAMELERİ GEÇMEMİŞTİR. “

 FETÖ KUMPASI MAĞDURU POLİS

 ALİ SARIKAYA

Kemal Kılıçdaroğlu sonu gelen akrep misali FETÖ’cüleri göreve iade edeceğini vaat edip duruyor. Bu vaadini belki kırk kez tekrarladı.

Hatta; kurmayları kamudan ihraç edilen FETÖ’cüler ile, bir ay kadar önce toplantı yaptı. En son olarak da, Kılıçdaroğlu bu vaadini üç gün önceki Abant toplantısında yineledi.

FETÖ’cüleri kamuya; Erdoğan yerleştirdi, diyenler; Bu kelamları duymuyor mu? CHP’lilerin FETÖ’cüler ile yaptığı toplantıları görmüyor mu? FETÖ’cüleri kamuya Erdoğan yerleştirmiş olaydı; atılan FETÖ’cüleri tekrar Kılıçdaroğlu geri getirmeye çalışır mıydı?

Farz edelim ki, Millet İttifakı iktidar oldu ve FETÖ’cüleri kamudaki eski görevlerine iade edildiler diyelim. FETÖ ile mücadele eden; MİT, polis, jandarma ve diğer kurumların mevcut kadrolarında çalışanlar ile FETÖ’cüler bir arada mı çalışacak?

Eğer bir arada çalışacaklar ise; şimdiden söyleyeyim; ülkem 12 Eylül öncesinden beter hale gelir. 12 Eylül öncesi polisler nasıl; Pol-Der, Pol- Bir diye ikiye bölündü ise; yine aynısı olur. FETÖ’cü polisler kurşun sıkmaya kalkar, bunun karşılığını da FETÖ’cü olmayan polislerden misliyle alır.

Diğer kurumlarda da durum farksız olmaz. Mesela adliyeyi göz önünde bulunduralım. FETÖ’cüler hakkında iddianame düzenleyen savcıların, ceza veren hakimlerin durumu ne olacak?

FETÖ’cü eski hakime ceza veren bir hakimin şu an ağır ceza üyesi olduğunu, ceza verdiği eski hakiminde tekrar Kılıçdaroğlu tarafından göreve iade edildiğini, ağır ceza üyesi o hakimin görev yaptığı mahkemeye ağır ceza başkanı olarak atandığını düşünebiliyor musunuz?

Bu durumda nasıl adalet dağıtacaklar?

Yine FETÖ’cü eski polisler, savcılar, hakimler ağız birliği yaparak ( tıpkı geçmişte yaptıkları gibi) FETÖ’cü olmayan; polislere, savcılara, hakimlere, diğer kamu görevlerine kumpaslar kurup, kendilerinden olmayanları işinden ederek ceza evine göndermezler mi?

Şu an da yargılanan FETÖ’cüler boşuna mı hakimlere; “Gün gelecek bizim durduğumuz yerde (sanık sandalyesinde) siz, sizin durduğunuz yerde (hakim kürsüsünde) biz duracağız diyorlar?

Cebine tekrar polis, asker, MİT kimliğini koyan FETÖ’cüler; adliyeye, emniyete, askeriyeye rahatlıkla girip çıkamaya başladıklarında; faili meçhul cinayetler başlamaz mı?

Fail bulunsa bile FETÖ’cü polisler, jandarmalar, savcılar delil karartmaz mı? Görevine iade edilen FETÖ’cü sözde hakimler; yakalanan faillere beraat vermez mi?

Kılıçdaroğlu’nun derdi gerçekten vatanıma, milletime hizmet etmek olsa kameralar karşısına  her geçtiğinde FETÖ’cüleri kamuya iade sözü vermez. PKK’nın sözcüsü olan HDP ile kol kola gezmez. Dünyada böyle bir siyasetçi örneği yok.

Memuriyet hayatı hüsranla biten Kılıçdaroğlu, siyasi hayatının da hüsranla bitmek üzere olduğunu görüyor, biliyor. Bildiği içinde, kendisi yanmadan önce belki bir umut diyerek ülkemi ateşe atmakta beis görmüyor.

TUZAĞA DÜŞMEYİN

Üst akıl ve Millet İttifakının fonladığı sözde anket şirketleri ve medyaya rağmen; halkımızın gerçekleri gördüğünü, bildiğini bu tuzağa düşmeyeceğini düşünüyorum.

Emekli Komiser

Şefik ÇÖMEZ


15 TEMMUZ’A GİDEN YOL

Herkesin 15 Temmuz hain darbe girişimini enine boyuna tartıştığına şahit olduk, seneryo diyenlere şahit olduk, 251 şehidi 2734 gaziyi görmezden gelenlere, fetöcüler için vicdan yapanlara şahit olduk, eski bir istihbaratçı olarak 15 Temmuz hain darbe girişimini ele almaktan ziyade bize 15 Temmuz’ un zeminini kimler nasıl hazırladı, Bu zemini hazırlayanlar hangi pozisyonlardalar? Neredeler, eğer yerlerini ve konumlarını muhafaza ediyorlarsa bu ülkeye ve millete ne kadar ihanet ettiler ve daha ne kadar ihanet edecekler?

Benim için asıl tartışılması gereken konu bu bence “15 TEMMUZ NASIL BAĞIRA BAĞIRA BEN GELİYORUM” dedi? Peki bu kadar belirginken neden görülmedi? Görülmesini kimler nasıl maskeledi? Bu maskelemeyi yaparken bu gücü ve kuvveti nereden, kimlerden aldılar, 15 Temmuzun görülmeyenleri kimlerdir? Sizce sürekli telaffuz ettiğim bürokratik darbe süreci nasıl kimler tarafından yürütülüyor? Daha önceden bunu örnekleri ve belgeleri ile açıklayacağımızı söylemiştim.


18.08.2015 günü yapmış olduğum BİMER ihbarında fetönün istihbarat şubedeki yapılanmasını ve faaliyetlerini anlatmamın yanı sıra fetönün kolluk kuvvetleri içerisindeki yapılanması ile fetönün yargı yapılanmasının birlikte organize hareket ettiklerini ve algı komplo operasyonlarının nasıl yapıldığını anlatmaya çalıştım, bu ihbar ile birlikte Burdur emniyetindeki Fetö yapılanmasının Fetö ile mücadeleye engel olmaya, mücadeleyi sulandırmaya, milletin iradesi ile seçilmiş olan hükümeti yıpratmaya yönelik propoganda faaliyetlerine şahit oldum, bunu il emniyet müdürüne kadar aksettirmeme rağmen, kıllarının kıpırdamadığını gördüm, çalıştığım bütün illerde bürokrasi kanadında hükümete karşı bir tepkinin ve itaatsizliğin olduğunu görmemek mümkün değildi, 15 temmuz öncesi ve 17-25 arasında kalan süre içerisinde deşifre olan feröcüler geri plana alınıyor ve evveliyatta ittifak halinde olan Süleymancılar ön planda rol almaya ve yine renk değiştiren farklı tarikat ve cemaatlerin içine sızan fetöcüler, kripto dediğimiz kişiler ön plana çıkıyordu.

15 TEMMUZ HAİN DARBE GİRŞİMİ BAĞIRA BAĞIRA geliyordu!!!
Nasıl mı? Bunu belgeler ile anlatacağım demiştim 18.08.2015 yılında 791811 sayılı BİMER ihbarım ve bu ihbarın saklanması ile ilgili yaşanan süreç, verilen ifadeyi bu yazımızda kısaca şöyle açıklayayım. Normalde bimer ihbarını yapan kişinin dilekçe kanunu çerçevesinde müracaat yapan kişinin en geç 30 gün içerisinde ifadesinin alınması ve gerekirken benim müracaat ile ilgili bu süre zarfında ilgili bakanlıklara BİMER tarafından ihbar evrakının gönderildiği ve Emniyet genel müdürlüğüne evrakın ulaştığı ve TEM daire başkanlığının evrakın muhatabı olan TUNCELİ il emniyet müdürlüğüne evrakı gönderdiği ve asıl engellemenin Tunceli Emniyet müdürlüğünde gerçekleştiğini gördüm nasıl mı? İşte neden bürokratik darbe ve fetönün kamusal gücü nasıl ve ne amaçla kötü niyetli kullandığını ince noktalarını bu örnekte göreceksiniz.


Burada yazacağım açıklayacağım olaylar dizisi ve belgeleri ihbar etmenizin bir vatan borcu ve vatandaşlık görevi olduğunu sizlere hatırlatmak isterim.
Bu günkü yazdığım konu ile ilgili belgeleride ayrıca yayınlayacağımı hatırlatıp sizleri sıkmadan konuya geçmek istiyorum.


Burdur ilinde 18.08.2015 tarihinde FETÖ/PDY ile ilgili 791811 sayılı ihbarı yaptıktan sonra FETÖ/PDY terör örgütü ile alakalı can güvenliği gerekçesi ile Tunceli Emniye müdürlüğüne atamam yapıldı ve 2015 eylül ayında kurban bayramının arife günü göreve başladım ve bayramda Asayiş zırhlı ekiplerde göreve başladım, bu günlerde fetö mensuplarının hükümeti karalamaya yönelik propogandalarına şahit olup tepki gösterdim ve bunu üst müdürlere anlatmaya çalıştım, ama ne yazıkki bütün kapılar yüzüme kapanıyor fetö lafını duyan kapısını kapatıyordu, bunları ondönemde sosyal medyada dile getirmeye çalıştım ve yazdım, ayrıca ihbarım ile ilgili TEM ŞUBE müdürüne ekim ayında ihbarımı sordum gelmediğini beyan etti, bir garipliğin olduğunu hissettim, yine kasım ayının ilk haftasında TEM Şubede çalışan bir devreme sordum ve yanındaki komiser Fatih YİĞİT İle beni tanıştırdı, ve ihbarımdan sorumlu olan kişi olmasına nazaran bana ihbarımın gelmediğini söyledi.işte bu isme dikkat edin, çünkü Fatih YİĞİT o dönemde FETÖ operasyonlarında önemli rol oynuyordu.

Bu arada ben yine durmayıp fetö ile mücadele etmek için emniyet müdür yardımcısı ile görüşüp İl emniyet müdürü ile defalarca görüşme talep etmeme nazaran il emniyet müdürü Fahrettin ŞEN’in görüşme talebimi kabul etmemesi bayağı bir ilgimi çekmişti, bunun için Sirsile yolunuda takip etmeyi denediğimde fetönün organize bir şekilde bu mücadeleyi engellediğini gördüm ve asayiş şube müdürü İRFAN ÇİFTÇİ tarafından tehdit edildim bu tehditler ile ilgili üstlerime bilgi vermeye çalışırken Personel şube müdürü Murat VOLKAN KULAOĞLU tarafından tehditkar bir tavırla karşılaştım, daha sonra devreye emniyet müdür yardımcısı Fahrettin …. girdi ve beni dinleyerek emniyet müdürüne bilgi vereceğini söyledi ve olay kapatıldı, bu organizasyona dahil olan rütbelileri bir bir not aldım ve tahkikatlarını yaptım ve manzara korkunçtu, bu arada kendimi bu terör örgütü mensuplarından korumak için OVACIK ilçesine geçici görev talep ettim ve dayatma ve baskı ile kalıcı olarak gönderildim ve Ovacık ilçesinde TEM DAİRE BAŞKANLIĞINI aradım ve ihbar evrakının 19.09.2015 de EBYS İle TUNCELİ TEM ŞUBE Müdürlüğüne gönderildiğini öğrenince Evrakın saklandığını netleştirdim ve CİMER 12.01.2016 günü ihbar yaptım ve fetö mensuplarının Emniyet teşkilatındaki emir komuta zincirini elde tuttuklarını, ihbar evraklarını sakladıklarını anlattım, bu ihbarıma bu güne kadar bir işlem yapmadılar, ancak TEM daire başkanlığını aradıktan sonra bir panik havasına girdiler ve beni aradılar ihbar ile ilgili rapor alıp gelmemi söylediler, bende kendilerine rapo almayacağım ve görev yazı ile gelebileceğimi, ilçedeki emniyet amiri Ali ESKİN ve Komiser Eray KILIÇARSLAN, Komiser Mehmet ORUÇ ve Komiser Zekeriya … isimli şahısların şahsıma mobing ve komplo kurmaya çalıştıklarını anlattım, arayan arkadaş bu konu ile ilgili rapor tutmasına nazaran hiç bir rütbeli her hangi bir yasal girişimde bulunmadı, normalde bunun ile ilgili idari ve adli soruşturmalar açılması gerekirken açılmadı ve 25.01.2016 günü kaymakam beyefendi bilgi verdim, senelik izne ayrıldım Ankara’ya giderek Personel daire başkanlığında dilekçe vererek görüşe çıkıp anlattım, TEM daireye yönlendirildim ve orada ilgili müdür Erdoğan KARTAL’ a anlattım ama bir adım bile yol alamadım ve arkasından bir flaş bellek içerisine hazırladığım ihbarı şubat ayının son haftasında Cumhurbaşkanlığında iki komisere elden teslim ettim ve bu anlattıklarımı o ihbarda da anlattım. 11.03.2016 günü Tunceli emniyetinde BİMER ihbarım ile ilgili ifademi almaya çalıştılar ve ben ifade vermeyeceğimi EMNİYETTE FETÖ Yapılanmasının güçlü olduğunu vereceğim bilgilerin bu yapılanmanın eline geçeceği için ifade vermek istemediğimi, CİMER’e dijital ortamda gerekli ihbarı taptığımı, ilgili bakanlıktan müfettiş talep ettiğimi ve bilgileri müfettişe vereceğimi beyan ettim.

Bir il emniyet müdürü nasıl olurda bu vermiş olduğum ifadeden sonra kendi memurunu çağırıp bu konu ile ilgili gel bakalım ben senin müdürünüm, onlara güvenmiyorsan gel bana anlat demez, nasıl bakanlıktan veya genel müdürlükten müfettiş talep etmez,bu saklanan evrakın hesabını sormaz,
Şimdi buraya kadar ismi geçen insanların akıbetine bakalım,

1- tehdit eden Asayiş şube müdürü İRFAN ÇİFTÇİ 15 Temmuz hain darbe girişimine katıldı tutuklu ve byloc kullanıcısı,

2- Personel şube müdürü VOLKAN KULAOĞLU 15 Temmuzdan sonra terfi etti Emniyet Müdür Yardımcısı oldu ve darbeden 4 ay sonra kırmızı byloc kullanıcısı çıktı Yunanistan’a kaçarken yakalandığını duydum, bu arada bana komplo soruşturması açtılar emniyet amiri Ali eskin ve komiser Eray KILIÇARSLAN ile birlikte,

3-Emniyet Amiri Ali ESKİN ise MİT TIRLARI olayının faillerindenmiş ihraç oldu, ama garip olan sürgün gelen bu şahsın Ovacık ilçe emniyet müdürü yapılması,

4- Komiser Eray KILIÇARSLAN FETÖNÜN Taltif komisyonunda yolsuzluk dosyasından İhraç oldu, aynı zamanda Şırnak ilinde fetöden sürgün gelen bu şahıs 15 temmuz öncesi fetö evraklarının işlem gördüğü Ovacık TEM büro amiri tapılmıştı ne garip,

5- MEHMET ORUÇ ihraç edildi Komiser yardımcılığı sınav sorularının çalınması,

6- Zekeriya …. komiser fetö faaliyetlerinden ihraç

7- Emniyet Müdür yardımcısı Fahrettin …. bey darbeden sonra tutuklandı Byloc kullanıcısı tutuklandı

8- Komiser FATİH YİĞİT 2017 yılında Fetönün mahrem imamı çıktı ihraç oldu, MHP’ bin kapısına gitti torpil aradı ama MHP onun oyununa gelmedi serbest geziyor

9- Hakkımda açılan soruşturmanın müdürü Hasan Hüseyin …. olarak hatırladığım müdür byloc tutuklusu ve ben soruşturmadan 4 ay kıdem tenzili ve maaş kesim cezası aldım tarih ekim 2016, emekli oldum ama mahkeme 5 yıldır hala itirazıma cevap veremiyor!!

Şimdi diyeceksinizki iyi ya hepsi ceza almış, siz okurlarım görmesi gereken ince bir çizgi var aslında, bu ihbarlarım darbe öncesi, adli ve idari hiç bir gereği yapılmadı, o günün emniyet müdürü Fahrettin ŞEN’ e soruyorum bir emniyet müdürünün görevi nedir? Neden beni dinlemediniz? Siz fetö ile mücadele ettiniz mi? Nasıl terfi edip Kazakistan ASTANA konsolosluğunda müşavir oldunuz! Eğer FETÖ ile mücadele ettiyseniz neden bu fetö mensuplarına soruşturma açmadınız? Neden müfettiş istemediniz? Bu örgüt mensuplarının darbe girişiminde bulunmasına neden fırsat verdiniz?

15 Temmuz öncesi Ovacık ilçesine sürgün gelen Emniyet amiri Ali ESKİN’e ilçe emniyet müdürlüğü görevi verdikten sonra komiser Eray KILIÇASLAN’nın TEM bürodan sorumlu olmasını neden denetlemediniz!!! Size soracak çok sorum var ama okurlarımı sıkmamak adına yazı dizimin bu bölümüne son veriyorum sorularımı tekrar soracağımdan emin olabilirsiniz KAMUSAL GÜCÜN terör örgütü adına bu şekilde kullanılmasının adı BÜROKRATİK DARBE’ den başka ne olabilir ki?

 Emekli Polis Memuru 

 İbrahim Yıldız


İsmim İbrahim YILDIZ polis memuru olarak görev yaparken çalıştığım kadroda tanıdığım ve fetöcü olmayan bir çok polise kumpas kurularak soruşturma açılmıştı.

Bu vatanın bir evladı olarak ve Müslüman olarak buna tahammül etmek ve seyirci kalmam imkansızdı, tepkilerimi dile getirmek için çalmadığım kapı kalmadı, valisinden tut emniyet genel müdürlüğü TEM daire başkanlığına kadar gidip bilgi verdim.

Ama bürokrasiyi işgal eden bu terör örgütü İle müracaatlarımda hiç bir sonuç alamadım üstüne üstlük, Yargı müracaatlarımızda bu terör örgütün faaliyetleri ile alakalı onlarca suç unsuru ve belge mevcut iken savcıların takipsizlik vermeleri ayrı bir skandal, buda yetmez gibi FETÖCÜ bürokratlar size yargı bağlantıları İle birlikte kumpas kurarak sizi kamu görevlisine hakaretten dava edip hakkınızdan istediği kararı çıkarıp yargılıyorlar.

Eğer siz birine fetö örgüt mensubu diyorsanız bu hakaret sayılıyor, elinizdeki delil ve belgelere bakılmıyor!!

Gelelim mahkeme sürecine hukukun üstünlüğünü tanımayan bu bürokrat, hakim ve savcılar kendini hukuku tahsis etmiş gibi göstererek hukuku katlediyorlar, nasıl mı?

02-02-2021 günü MALATYA adliyesinde 9. Asliye ceza mahkemesine öğleden önce çıkarıldım. Hukuken kollukta ve savcılıkta her hangi bir ifadem mevcut değil iken mahkemeye çıkarıldım.

Hakime hanım bana sordu, sen bu emniyet müdürüne fetöcü dedin mi! Kripto dedin mi? İnsanlara kumpas kuruyor dedin mi? Emrindeki memurlara mobing uyguluyor dedin mi? Hepsinin cevabı evet.

Kendimi savunmaya başlayınca “BENİM SENİ DİNLEYECEK VAKTİM YOK” diyerek beni salonda çıkardı ve bende mahkemenize yazılı ifade vermek istiyorum dedim.

Aynı gün öğleden sonra Burdur Cumhuriyet savcılığına segbis İle bağlanarak ifade verdim, usulen önce savcılığa sonra mahkemeye çıkarılmanız gerekirken beni önce mahkemeye sonra savcılığa çıkardılar ve savcılıkta verdiğim ifade İle evrak üzerindeki yazan ifadenin eksik yazıldığını gördüm ve imzalayarak aldım, alırken amacım davacı olarak mahkemeye tekrar müracaat etmekti, dilekçe ile kamera kayıtlarını talep ettim ve Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca dilekçem alınmadı, posta yolu İle göndermek zorunda kaldım ve aynı şekilde Cimer ve adalet bakanlığına posta yolu İle müracaat ettim, ama gelen cevap sadece adliye koridoru görüntüleri olup silindiğini iddia ediyorlardı, nasıl olduysa adliye koridorlarındaki görüntüler silinmemişti.

Daha sonradan E-DEVLET’ den gördüklerim tamamen bir yargısız infazdı, ıslak imzamın olmadığı ve mahkemenin tanzim ettiği tutanaklar aynen şöyleydi.

Sanığa soruldu Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul ediyormusun, sanık evet dedi, oysaki bana böyle bir soru sorulmadı!!

Sanığa soruldu, ek süre talep ediyor musun denildi, sanık hayır dedi, oysa ki bana böyle bir soru sorulmadı!

Sanığa soruldu, ifadenize ekleyecek bir şeyiniz var mı denildi ve sanık hayır önceki vermiş olduğum ifadelerim aynen geçerlidir dedi.

Oysaki bana böyle bir soru sorulmadı ve daha önceden kolluk veya savcılıkta verilmiş hiç bir ifadem mevcut değildi!!

Tamamen ANAYASAL bir hak olan savunma hakkı tanınmadı ve savunma hakkım ihlal edildi, ve nasıl olduysa mahkeme tutanağına mahkemenize yazılı ifade vermek istiyorum ibaresi geçirilmiş bu hakkımda tanınmayarak bir gün sonra jet hızıyla mahkeme karar vermişti Ağır Ceza mahkemesine yaptığım itirazda rededilmişti, karşı tarafta tatmin olmamıştı ki itiraz etmiş ve rededilmişti, belliki birileri hem sindirmeye hemde susturmaya çalışıyordu.

FATİH SULTAN MEHMET HANIN SÖZÜ!!!

Evet maalesef o büyük devlet adamının sözü gerçek oldu.

AKLI ÖLDÜRÜSEN, AHLAKDA ÜLÜR.AKIL VE AHLAK ÖLDÜĞÜNDE, MİLLET BÖLÜNÜR.

KADI’YI SATIN ALDIĞIN GÜN, ADALET ÖLÜR.

ADALETİ ÖLDÜRDÜĞÜN GÜN, DEVLETTE ÖLÜR.

Yıllardır fetö İle mücadele eden ve maruz kaldığım komplo, infaz girişimleri, mobing ve tehditler sonucunda bu uğurda polislik mesleğimi bırakmak zorunda kaldım ve ailemin dağılmasını sağlayan, defalarca akıl hastanelerine ve psikiyatri servislerine sevk edilen, yılmayan pes etmeyen, fetö İle mücadele geri adım atmayan biri olarak geldiğim noktada FETÖ İle mücadelenin hakkaniyet İle yapılmadığını ve bürokrasi ve siyasi kanadın kollandığını, söylemeden yapamayacağım, kalbinde Allah korkusu olmayanların iman Sahibi olduğu düşünülemez, hele de hukuku tahsis etmek zorunda olanların buna seyirci kalması ve bir yandan da bu hukuksuzluğa seyirci kalmaları FETÖNÜN yargı ve emniyetteki gücünün belirtisidir.

Ne yazık ki her HZ Ömer’in adalettinden zerre kadar nasibini almayanların adalet ve İslamiyetten bahsetmeleri mümkün değildir!!!

Yaşadığımız hayatı bizlere zehir eden ve FETÖNÜN pisliğini kapatmaya çalışanlara karşı seyirci kalınmaktadır, bu tavırları sergileyen kendi kurumumdaki bürokratlara, yargıda hukuksuz davranan hukuk adamlarına, devleti yönetmek için vekil tayin ettiğimiz ve bu hukuksuzluğa susan vekillere,bu ihaneti Türk milletine miras bırakanlara, ihanet içinde olan fetöcü ve fetöcülere destek verenlere hakkım helal değildir.

Sayın Cumhurbaşkanım siz herzaman şu cümleyi kullanırsınız “MÜDDEİ İDDASINI İSPATLA MÜKELLEFTİR” ama maalesef iddiamızı mahkeme huzurunda ispat etme şansı vermiyorlar.

Burdan çok sevdiğim sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ‘a seslenmek istiyorum. Siz bu milletin başkomutanı olarak 15 Temmuz da emir verdiniz, dik durun dediniz, FETÖ mensuplarını ihbar edin dediniz, at izini İT izine karıştırıyorlar dediniz, 15 Temmuz öncesi ve sonrası FETÖCÜLERİ ihbar eden herkese şu an İFTİRA ve hakaret davaları açılmakta be bu şekilde fetö İle mücadele edenler bertaraf edilmekte kumpaslara maruz kalmakta, FETÖ böylelikle sizin Türk milletinden aldığınız gücü kırmaya çalışmakta ve bürokratik darbe gerçekleştirmektedir.

Allah rızası için 15 TEMMUZ da HAİN darbe girişimine karşı göğsünü HAİN fetöcülere siper eden bu millete sahip çıkın!!!

Ben FETÖNÜN zulmüne maruz kalmış eski bir istihbarat polisi olarak kanımın son damlasına kadar yanınızda olacağımı size her şeyi rapor ermiştim.

Şu an geldiğim noktadaki çaresizliğin nedeni Devletimizin bizlerin sesini duymamasındandır.

Artık yaşayacak ve hayata tutunacak gücümüz kalmadı!!!

FETÖNÜN YAPTIĞI BU ZULME SEYİRCİ KALMAYIN!!!

 Emekli Polis Memuru 

 İbrahim Yıldız


MİT müsteşarı Hakan FİDAN ‘ üzerinden sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ ı ve mevcut hükümeti Hedef alarak devirmeye ve Türkiye’nin siyasi yönetimini ele geçirmek isteyen hain terör örgütü, 17-25 darbe girişimi ile tekrar sahneye çıktı.

 ABD destekli FETÖ/PDY ‘nın seçim öncesi hükümeti devirmeye yönelik bu darbe girişimini aslında seçimden önce yapmayı planlandığı ve ancak deşifre olduğu için panik yaparak önceden yaptığı, sayın Cumhurbaşkanımız ve devlet yanlısı milli iradeden yana olan güvenlik güçlerimizin, almış olduğu tedbirler ile başarısız olduğu bilinmektedir, aslında benim siz değerli okurlarımızın dikkati çekmek istediğim FETÖ’nün elindeki bu gücün nerden geldiği ve gücün kaynağını,bürokraside, kamuda, kolluk kuvvetleri içerisindeki Fetö mensuplarının hareket tarzları ve stratejileri, konumları, bu gücü nasıl milli iradeye karşı kullandıklarını, yargı içerisindeki örgüt mensuplarının hamlelerini gözler önüne sermek istiyorum, böylelikle görmeyenlere göstermek, milletimizinde konuya vakıf olmasını sağlamış olmaya katkıda bulunmaya çalışacağım. “DEVLET KUDRETİ” Evet devlet kudreti cümlesi ile konuya girmek istiyorum. 

Nedir “ DEVLET KUDRETİ” işte yaşadığımız hain darbe girişimlerinin sırrı bu iki kelimede gizli, kısaca idarenin tek taraflı olarak yapmış olduğu işlemlerde, üstün ve ayrıcalıklı yetkilere sahip olmasıdır. Peki bu üstünlük ve ayrıcalıklı yetkiler bir terör örgütü mensuplarının eline geçmiş ise, bu üstünlük ve yetkileri art niyetli terör örgütü lehine, hükümeti devirmeye yönelik kullandıklarını düşünürsek, yaptıkları hamlelerin adını darbe olarak görmemiz gerekmez mi? 

Peki kim bu üstünlük ve ayrıcalıklı yetki sahipleri diye kendinize sorun, bu ayrıcalıklı üstün yetki sahipleri kimler mi? Göbeği devlete değil de, hain terör örgütü liderine bağlı, kararname ile atanan Fetö mensupları, gelin elindeki görev ve yetkiyi kötüye kullandıklarında, nasıl bir vahim tablo ile karşılaşacağımız yönünde bir kaç örnek vererek konuya açıklık getirmeye çalışalım. 

 Hatırlarsanız MİT müsteşarının ifadeye çağrılması olayı ile ilgili sahneye çıkan FETÖ mensubu savcılar ve kolluk kuvvetleri içerisindeki FETÖ mensubu polisler vardı!! Bu darbe girişiminde bulunan bu Fetö mensupları bu darbe girişiminde yetkiyi ve gücü nereden alıyorlar, işgal ettikleri makam, mevkii ve rütbelerden alarak yapıyorlar, yani dayanakları devlet kudreti, bu makam mevkileri teslim ettiğimiz kişileri iyi eleyip süzgeçten geçirmezsek terör örgütlerininde devlet içinde yapılanmasına engel olamayız, böylelikle bu örgütler, devlet içinde devlet olmaya çalışır ve gün gelir kendilerini devlet olarak görmeye başlarlar. İşte yaşadığımız tablo tamda böyle, kendini devlet olarak görmeye başlayan Fetö mensuplarının mevcut kanunlardan, yetkileriyle ve makamlarından aldıkları güç ile kendilerini her alanda üstün ve ayrıcalıklı olarak görmeleri, zaman ile kamuda, özellikle kolluk kuvvetleri ve yargıda tarafsızlık ilkesine büyük bir sekte vurmuştur, yargıya ve kolluk kuvvetlerine olan güveni de sarsmıştır. Bu kanundan ve makamlardan kaynaklanan ayrıcalık ve üstünlük örgüt adına da tam bir güvenlik kalkanı oluşturmaktadır, bu güvenlik kalkanı sayesinde Fetö mensupları kendilerine karşı olan kişileri bertaraf ederek, hedeflerine doğru adım adım ilerlemeyi sürdürmektedirler. Bir vatandaş olarak geçmişte BİMER veya son haliyle CİMER’e, kolluk kuvvetlerine ve yargıya müracaat ettiniz ve ne ile karşı karşıya kalabilirsiniz, Fetö mensupları yasal sorumluluktan kurtulmak adına evrak üzerinde ne gibi şeytanlıklar yapabilirler, sizlere bu ve bundan sonraki yazı dizimizin devamında örnekler ile açıklayacağım ve şu açıklamayıda kendime bir görev ve borç bilirim, hesabını sormak isteyen yargı mensuplarınada hesap vermeye her daim hazırım!!!! Buradan anlatacağım olaylar dizisi benim yaşadıklarımı ve belgeler ile sabit delilli olaylardır. 

 1994 yılı itibari ile Çalıştığım Emniyet istihbarat biriminde çalışırken, 1997 yılı itibari ile O zamanki adı CEMAAT olan bu yapıyı bir terör örgütü gibi düşünmeye başlamıştım, birlikte çalıştığım amirlerimin teşkilatta bu cemaat adına faaliyetlerini sağır sultan bile biliyordu, yapılan bir çok operasyonun perde arkasında dönenleri kafamda sorgulamaya başladım. 2008 yılı itibari ile bu ihanet örgütünün elindeki kanı net olarak görmeye başlayıp mücadele etmeye başladım, bu mücadelemin faturası o kadar pahalıya mal olacaktı ki, bu faturayı baş tacı yaptım kendime, vatanın bekası tehlikedeyken, söz konusu vatan iken hangi fatura ağır olabilirdi ? 

 Günlerce aylarca düşündüm, kendime bir yol haritası ve mücadele stratejisi oluşturmaya çalıştım. Devlet kudretini ele geçirmeye çalışmış ve bunu büyük ölçüde başarmış bir örgüt vardı karşımda, her şey delilli ve belgeli, tanıklı olmalıydı. Sayın Cumhurbaşkanımızın Fetö mensupları ile ilgili olarak kullanmış olduğu bir sözüde buradan hatırlatmadan geçemeyeceğim, 15 TEMMUZ öncesinde “KANDIRILDIM” demişti ve muhalif kanat ve Fetö mensupları bunu kendilerine malzeme yapmış ve devlet kandırılır mı? diye algı yaratmaya çalışmışlardı, bu yazı dizimizden bunun cevabını vereceğim ve evet devlet kandırılır diyeceğim, bunu açıkladığım zaman FETÖ terör örgütünü bir parça daha tanımış olacaksınız!!! Yine sayım Cumhurbaşkanımızın 15 Temmuz sonrası FETÖ mensuplarını tarif etmek için kullandığı “ Bunların bu kadar da ileri gideceğini ve hain olacaklarını tahmin etmezdim” şeklinde söylemlerini bile yeterli bulmayarak sizlere FETÖ’ yü anlattığım kadarı ile ihanetlerinin kelimelerle anlatılmayacak kadar büyük olduğunu göreceksiniz!!! Yazın dizimiz devam edecek, sizleri sıkmamak adına bu gün ki yazımıza son veriyorum, okuyan tüm okurlara saygılar. 

 Emekli Polis Memuru 

 İbrahim Yıldız

 

Çare Derneğine ve Rıza Derindağa yöneltilen fetö pensilvanya ve bank asya sorularına cevap olarak Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin mutlak vekili ve varisi Şehid Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyin en mahrem yazışma ve banka dekontları kamuoyuna servis edildi. Sorulara cevap vermek yerine mahrem verilmiş bir kurban bağışı ve banka dekontunun dolaşıma sokulması Hüsnü Bayramoğlu ağabeyin adı kullanılarak fetullahçı terör örgütünün sorgulanması bu dekont ve yazışmalar üzerinden engellenmek istendi.

 

Rıza Derindağın Nurcular arasında dolaşıma soktuğu mahrem yazışma ve Merhum Şehid Hüsnü Bayramoğlu ağabeye ait bankadan para yatırdığına dair para dekontu budur. Hüsnü Bayramoğlu ağabeyin fetullahçı terör örgütü hakkında sorulan sorulara kalkan olarak kullanılması ve cemaat içinde bunun ört bas edilmek istenmesi skandalları altında büyük ihanetler olduğunu gözler önüne sermektedir.

 

Çare Derneği Hakkında Neden Suç Durusunda Bulunduk

Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin bağımsızlığını ve milli güvenliğini tehdit ettiğini yakinen müşahede ettiğim ve şahidi olduğum bir kaç hususu TCK 278 kapsamında ihbar ediyorum.

İçişleri Bakanlığı onaylı yardım kuruluşu olan Çare Derneğinin

Fetö Pdy’e ait olan Bank Asya ile 15 Ocak 2014 tarihi sonrasıda çalıştığını ve resmi sitesinde Bank Asya ibanı verdiğini gözlemledim. Bu derneğin Bank Asya trafiği kesinlikle incelenmelidir.
İlgili linkte imha ettikleri bilgiler vardır

Ayrıca Bank Asya IBAN hesap no resimlerini veriyorum

Banka BANK ASYA
Şube Adı ÜSKÜDAR
Swift Kodu ASYATRIS
Banka Kodu 208
Hesap Adı ÇARE YARDIMLAŞMA VE KALKINMA DERNEĞİ
Hesap Tipi Hesap No IBAN
TL 2373486-9 TR21 0020 8000 5802 3734 8600 09
USD 2373486-7 TR75 0020 8000 5802 3734 8600 07
EURO 2373486-8 TR48 0020 8000 5802 3734 8600 08

http://web.archive.org/web/20140701162516/http://www.care.org.tr/?p=content&gl=hesap_no&cl=dernek&l=dernek

Çare Derneği yönetim kurulu başkan yardımcısı olan Mehmet Rıza Derindağın 2010 yılına ait olan fetullah gülen katalolik dinler arası diyalog rüyalı haber7 yazısı konuya ışık tutmaktadır ki kendisi Çare Derneği bünyesinde yurt dışı faaliyetleri gösterirken bu haberi yapmış tekzip etmemiş Bank Asya ile çalışmıştır.

İlgili cemaat sitesinde haberin o kısmını silmiştir fakat linkte arşivden buldum

http://web.archive.org/web/20100610222551/http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=79660

Haber7de kalan link

https://m.haber7.com/yazarlar/m-riza-derindag/544577-film-filipinlerde-kopacak


Aynı Çare Derneği bünyesinde gönüllü faaliyet gösteren Nurdan haber sitesi yazarını araştırdığımda karşıma Fetullah Gülen’in Türkiyeye yaptığı pensilvanyadaki malikanesinde beddua seansına katıldığını öğrendim

Linkte o tarihe ait video kaydı vardır

https://youtu.be/nkua-qcPmHg

Videoda beddua seansına katıldığını söyleyen vahdet yılmaz vardır fetullah gülene işaret eden marş söylemektedirler vahdet yılmaz ölmüştür.

Videoda fetöcü yurt dışında yaşayan Muharrem John Atalan vardır kendisi fetöyü savunan hpd li gergerlioğlunu paylaştığı bir twit linki bırakıyorum.

https://twitter.com/muharrematalan/status/1374164726033289217?s=19

Fetöcü Muharrem John Atalanın Facebook paylaşımı yine fetö beddua seansı zamanında Abdurrahman Iraz ve vahdet yılmaz videosu linki

https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=10158586591273711&id=628283710

Tck278 kapsamında ihbar etmekle beraber Suç duyurumun kimliğim bilinecek şekilde Savcılarımıza ifade vereceğim şekilde bilinmesini istiyorum


0543 394 45 33 numaram TC:………….. Süleyman Yasin Akdeniz

Çare Derneği adı altında faaliyete katılanlar içinde 23 Temmuz 2016 da fetöden kapatılan Ümraniye Nur Mektebi gençlerinin olmasında incelenmelidir

Aynı Fetö Derneğinin Nur Söz üzerinden nur cemaatine muteber kabul ettirilmeye çalışılması ve bu konuda şaibe ve soruların sorunların cevapsız bırakılması için Şehid Hüsnü Bayramoğlu ağabeyimizin ekran yüzü olarak kullanılması araştırılmalıdır. Katılım evi ile Uğur Akkafa ilişkisi ve aralarındaki para trafiği geçmişe dönük incelenmelidir.



Yüce makamınıza bilgilerinize gereğinin yapılması bu soruşturmada tanık sıfatı ile ifademin alınmasını arz ederim

Gazeteci Yazar

Süleyman Yasin Akdeniz


DARBE GİRİŞİMLERİNİN GÖBEĞİNDELER AMA GÖRÜNMÜYORLAR” (1)

Türkiye ve Türk Milleti olarak son 10 yıldır çok zor bir dönem geçirdik ve halada çok zor bir dönem bizi bekliyor, İSRAİL ve ABD destekli FETÖ/ PDY ‘ nın hain mensuplarınca ihanet faaliyetleri tam gaz devam ediyor, bu günkü yazımıza attığım başlık İle alakalı bir yazı dizisi yapmaya çalışacağım, çünkü tek bir yazı İle bu ihaneti anlatmak mümkün olmayacaktır.

DEVA PARTİSİNİN genel başkanı ALİ BABACAN’ın sözlerini hatırlatarak konuya girmek istiyorum, ALİ BABACAN aynen şöyle demişti: “2018 seçimlerinde AK parti millet vekili iken, Abdullah Gül’ün MİLLET İTTİFAK’ ından aday olması için çalışma yaptım” televizyon sipikeri sorar “ SİZ BU İŞİN NERESİNDEYDİNİZ? Ali BABACAN : “ TAM MERKEZİNDEYDİM AMA GÖRÜNMÜYORDUM.” Şimdi siyasi ahlak İle bağdaşmayan bu hareket yetmezmiş gibi milletin duyguları İle oynayan bakanlıklar yapmış bir kişinin ihanetini ballandıra, ballandıra anlatmasını bir çok şeye benzetebiliriz ama milletimizden ar ve haya ederim, peki bu siyasi ahlak İle bağdaşmayan hareketi yapan kişi acaba daha neler yapmıştır diye kendime de sormadan edemem.

Ülkemizde yaşanan darbe girişimleri ve hükümeti devirmeye yönelik hamleleri sırasıyla sorgular basın yayın organları ve olan olayları takip edersek bu gün bir çok şeyin konuşulmadığını ve sorgulanmadığını göreceksiniz, hadi hep beraber buradan hatırlamaya çalışalım ve bir takım sorular soralım!!!
7 ŞUBAT MİT KRİZİ İLE HÜKÜMETİ̇ DEVİRMEYE YÖNELİK OPERASYON!!!

Evet sahte belgeler üretilerek MİT Müsteşarı ifadeye çağrılıyor. Amacım şu ana kadar anlatılanları tekrarlamak değil farklı sorular sormak, sayın Başbakan’ın Recep Tayyip Erdoğan’ın ameliyat masasına yattığı saat hesaplanıyor ve Hakan FİDAN ifadeye çağrılıyor, adalet bakanı sessiz kalıyor, MİT MÜSTEŞARI dönemin Cumhurbaşkanını Abdullah Gül’ü arıyor, Cumhurbaşkanı normal bir olaymış gibi “git ifadeni ver” diyor, bu sizce anormal bir davranış değil mi? O dönemde ak parti içerisindeki fetö yandaşı muhalif kanadın tavırları ne olmuştur? O gün ki fetönün siyasi kanadında kimler vardır bunların masaya yatırılması gerekmez mi? Dönemin Ankara emniyet müdürü Zeki ÇATALKAYA hazırlanıp operasyona giden Ekipten haberdar değilmiydi? Ankara emniyet müdürlüğüne atanmadan önce hangi aynı kadrolarda aynı fetö mensupları İle kaçar yıl berber çalıştı, Ankara emniyet müdürü İle Abdullah Gül arasında bağlantı düzeyi nedir? Ankara emniyet müdürünün kendi çocukları hangi kurumda çalışıyor ve hangi okullarda okuyup mezun oldular ve kamuya giriş şekilleri nasıl oldu, Ankara iline atanırken gazeteler ne şekilde manşet attı? kendisi nasıl terfi edip genel müdür yardımcısı oldu? Bu makama gelene kadar hangi siyasiler ve bürokratlar kendisine referans oldu? Hiç telsiz görüşmesi olmadımı? Daire başkanları ve genel müdür yardımcılarının haberleri yokmuydu? hiç telsiz dinlemediler mi? dönemin Emniyet genel müdürü ve daire başkanlarının hiç haberi yokmuydu telsiz dinlemediler mi? Operasyon savcısı baş savcıdan habersiz mi bu operasyonu yaptı, bu darbe girişiminde bürokraside kaç kişiye hesap soruldu? Bu operasyonun arkasındaki siyasiler kimlerdi? Yani işin kısası bu darbe girişiminin tam merkezinde olan ve görünmeyenler var!!!
Aslında yıllardır haykırıyorum TÜRKİYE’ de bir bürokratik darbe süreci var ve bu süreç 2023’ e kadar devam edecek FETÖNÜN Bürokrasi yapılanması hükümete karşı bir iteatsizlik içerisinde ve bu süreç devam ediyor, Fetönün siyasi kanadı İle fetöye yandaş olan grupları temsil eden bürokrasi kanatları ve siyasileri İle birlikte organize hareket ediyorlar. Allah göstermesin hükümet 2023 yılında seçimleri kazanamaz ise, Ali BABACAN gibi bir çok siyasi ve bürokrat yapılan bu darbe girişimini sahiplenip bu işin merkezinde olduklarını itiraf edeceklerinden şüpheniz olmasın!!!!

Sizleri sıkmamak adına bu gün ki yazımızı burda sonlandırarak saygılarımı sunuyorum!!!

Emekli Polis Memuru
İbrahim YILDIZ


1994-2012 yıllar arasında Emniyet İstihbaratında çalışan yeni emekli İbrahim Yıldız, sosyal medya hesaplarından yüklemiş olduğu videolarla Türkiye gündemine girdi.

Çarpıcı iddiaları ile gündeme gelen İbrahim Yıldız, Türkiye’nin Bürokratik Darbe ile karşı karşıya olduğunu belirtti, Süleymancılar içerisindeki bir grubunda Fetö ile ittifak halinde olduklarını söyledi.

“FETÖ’NÜN GÖBEĞİ ABD’YE BAĞLI”

Fetö’nün göbeğininABD ‘ye bağlı olan eli kanlı bir terör örgütü olduğunu söyleyen Yıldız, ömrünü Fetö ile mücadeleye adadığına söyledi:

İbrahim Yıldız şunları söyledi:

“ 1994-2012 yılları arasında Emniyet Teşkilatı İstihbaratında çalıştım.

Görev yaptığım yıllar içinde vatanım ve milletim için ömrümü adadım. 2008 yılında FETÖ’nün elindeki kanı ve ihanetini gördüm.Bunun için ömrümü Fetö ile mücadeleye adadım.

Çünkü bu örgüt kadar alçak ve hain yapılanma yoktur. Bu örgütün eli kanlıdır.

Göbeği ABD’ye bağlı olan bu örgüt varlığı boyunca Türkiye’nin namuslu ve vatansever evlatlarınabaskı yapmıştır, görevden almıştır, cezalandırıp,hayatlarını karartmıştır.

Bu nedenlerle, Fetö denilen alçak örgüt ile savaşmak her vatan evladının görevidir.”dedi.

“TÜRKİYE BÜROKRATİK DARBE İLE KARŞI KARŞIYADIR”

Başta Emniyet Teşkilatı olmak üzere yerellerde bir çok kurumda Fetö’nun aktif olduğunu,Fetö’nun vatansever insanlara hala baskı yaptığını,bu baskının son aylarda iyice arttığını iddia eden İbrahim Yıldız, “Türkiye Bürokratik Darbe ile karşı karşıyadır” iddiasında bulundu ve şöyle devam etti:

İbrahim Yıldız:

“15 Temmuz’dan ders almayan bu yapılanma hala akıllanmamış, bürokrasiyi ele geçirmiş ve bürokrasideki bu gücüyle de vatanseverlere baskı yapmaktadır.

2017 yolu itibari ile kamudaki Süleymancılar içindeki bir grup ve siyasi bağlantıları sebebi ile Fetöcüler gerek hukuk önünde aklanmaya çalışılmaktadır.

Emniyet içerisinde de Fetö’den işlem gören bir çok kişi göreve döndükten sonra tekrar hassas noktalara yerleştirilirken vatansever devlet yanlısı kişilersürülerek veya psikiyatriye sev edilerek mobingler İle emekliye zorlanmaktadır.

Hatta bu baskılar son aylarda iyice artmıştır.

Fetö ile mücadele edenler hassas noktalardan alınarak sürgün edilmektedirler.”dedi.

“FETÖ-SÜLEYMANCILAR-HDP VE HÜKÜMET KARŞITI GÜÇLER İTTİFAK HALİNDELER”

Süleymancılar içindeki bir grubun Fetö ile ittifak halinde olduğunu, geçmişte Fetö sabıkası olanların kendilerini deşifre edilmesini önlemek amacıyla kendilerini Süleymancı olarak tanıttıklarını, Süleymancılar içerisindeki vatansever bir grubunda bu ittifaka karşı çıktığını belirten İbrahim Yıldız, bu ittifakın aynı zamanda başta HDP olmak üzere hükümet karşıtı güçler ile beraber hareket ederek hükümetin altını oyduklarını belirtti.

İbrahim Yıldız:

“ Fetö denilen alçak yapılanmanın,elde ettiğim belgeler ve girişimlerim esnasında bürokraside müracaat ederken karşılaştığım kişilerin tavırlarının beni getirdiği nokta korkunçtur.

Çünkü iddia ediyorum ki Fetö ve Fetö’ye yandaş olan ittifak halinde oldukları Süleymancılar içindeki bir grup İle birlikte devletin siyasi gücünü ele geçirmek için bir darbe süreci içerisine girmiştir.

Fetöcüler ve Süleymancılar içindeki bir grup başta HDP olmak üzere hükümet karşıtı güçlerle beraber çalışıp,altını oymaya çalışmaktadırlar.

Geçmişte Fetö sicili olanlar, kendilerinin deşifre olmasını önlemek amacıyla kendileriniSüleymancı olarak tanıtmaktadırlar.

Özellikle belirtmek isterim ki, Fetö ile ittifak içindeki olan bu Süleymancılara, vatanına sadık Süleymancılar’da karşı çıkmaktadır. Vatanına ve milletine sadık insanları kastetmiyoruz.

Bu süreç başlangıcı 17-25 Aralık kumpas operasyonu İle başlamakta, 2014 Mart ayı itibari ile Tunceli Emniyet Müdürü Hayati YILMAZ’ ın Fetö’ye yapılan operasyonları protesto edip görevinden istifa etmesi bu süreç İle birlikte devletin siyasi yönetimine karşı bir bürokratik itaatsizlik eylemi içerisine girerek bir gövde gösterisi yaparak yandaşlarına gerekli mesajı vermiştir.

Yener Saban’la Fikirhane Programı

Yener Saban’la Fikirhane Programı

Fetö ve Süleymancı olarak adlandırılan guruplar bu süreçte devletin siyasi yönetimi ile mümkün mertebe ters düşmeden itaatsizlik eylemlerini hissettirmeden hükümetin altını oyarak, tekrar kadrolaşarak bir yandan da hedef şaşırtıp komplolar kurarak kamuda ve vatandaşlar üzerinde bir mağdur tablosu yaratarak hükümetin sandıktaki gücünü, millet aldığı gücü kırmayı hedeflemiştir.

Bu gruplar bir yandan devlete güven vererek bir yandan Fetö İle ilgili ihbarların gereğini yapmayarak örgütün deşifre olmasını engellemektedirler.

Aynı zamanda yargı içerisinde mevcut olan bu gruplar dava dosyalarını da saklamaktadır, hakkında suç ihbarları bulunan kişiler cezaevinde iken ihbarlarda geçen suçlardan yargılanmamaktadır.Bu gruplar gücünü siyasi bağlantılarından almaktadır.

Örgütün hamleleri bu güne kadar devam etmekte vedönemsel olarak farklı hamleler İle kendini göstermektedir.

17-25 darbe girişimi, 15 Temmuz hain darbe girişimi bu bürokratik darbe süreci içerisine dahil olan ve bürokratik darbe sürecini hızlandırmak adına yapılan farklı darbe girişimleridir.”dedi.

“YAPTIĞIMIZ İHBARLAR DİKKATE ALINMAMAKTADIR”

Bürokraside ki bu darbenin mevcut iktidarla halkın arasını açmak olduğunu vurgulayanİbrahim Yıldız, merkezden yerellere gittikçeFetö ile mücadelenin zayıfladığını, Fetö ile mücadele edenlerin seslerini duyuracak kurum veya kişilerin bulunmadığını, mağduriyetlerin  arttığını ifade etti.

İbrahim Yıldız şunları söyledi:

“Merkezden uzaklaşıp yerellerde gittikçe Fetö ile mücadelenin zayıfladığını hatta tam tersine döndüğünü görüyoruz.

Fetö bürokraside çok güçlüdür. Yetkiler ve maddi güç bu insanların ellerindedir.

Güç bunlarda olduğu için bir çok yerdevatan ve millet aşkı taşıyan vatansever insanlarımız çok zor duruma düşmüşlerdir.

Maalesef yaptığımızihbarlar dikkate alınmamaktadır. İşleme geçmemektedir.

Yaptığımız şikayetlerimiz kurumlardaki kişiler tarafından engellenmektedir.

Bizler sesimizi duyacak yetkililer arıyoruz”ifadesini kullandı.

“CUMHURBAŞKANINA BAĞLI İNSANLAR HEDEF YAPILMAKTADIR”

“İNSANLARIMIZIN SESLERİNİ DUYURACAGI MERCİ YOKTUR”

Örgütün son kozlarını oynayarak vatanını milletine bağlı, Cumhurbaşkanına bağlı insanların baskı ile karşılaştırılarak zor duruma düşürülüp sandık yenilgisi planlandığına dikkat çeken İbrahim Yıldız, örgütün doğruları söyleyen insanlara karşı“akıl hastası muamelesi” yaptığını belirtti.

İbrahim Yıldız:

“Öncelikle belirtmek istiyorum. Her insanın savunduğu farklı farklı görüşler elbet olabilir.

İnsanlar Ak Partili ,MHP’li ve hatta CHP’li olabilir.Ama ortak noktamızvatan,millet ve bayrak sevdasıdır .

Fakat Türkiye’nin bazı yerlerinde vatanına,milletine bağlı insanlarınpasifize edildiğini görüyoruz.

Öncelikle Cumhurbaşkanına bağlı insanlar hedef yapılmaktadır. Mağduriyetler yaratılarak bu insanlarımız küstürülmektedir.

Hukuki müracaatlar her hangi bir yasal dayanağı olmadan hukuksuz bir şekilde Fetö ve yandaş olan gruplara mensup kişilerin müdahalesi ile engellenmektedir.

Bunlar bürokrasideki güçlerini kullanarak yapmaktadır.

Mağdur insanlarımızın seslerini duyuracağı mercide yoktur.

Mağdurlar,yer – gök yarılsa seslerini duyuramamaktadırlar.

Seslerini duyurmak isteyen vatandaşlara ise,“Akıl hastası” muamelesi yapılmaktadır.

Belgeler mevcuttur.”dedi.

kaynak : Külliye Haber