20 Mayıs 2022

Köşe yazıları

TÜRKİYEDE HANGİ NURCU KOLLARI FETÖYE DESTEK VERİYOR 2022 RAPORU VE BELGELERİ

17 25 2013 den sonrası Fetullah Gülen desteği veren Nur Cemaati Meşveret ve Okuyucu Grupların ortak güncel belgesi 2022 e kadar

👉👇👇👇

BU BELGELERİ NURCULARIN TAMAMI TÜRK MİLLETİ GÖRMESİN SORGULAMASIN İSTİYOR ÖZELLİKLE YAYILMASINI İSTEMİYORLAR SİZ YAYIN HESAP SORUN CEVAP İSTEYİN 🇹🇷👇

1-

THOMAS MİSHEL

2-

MİSYONERLİK MERY WELD 

3-

VATİKAN LEO LEFEBURE

4-

MARCİA HERMANSEN

5-

COLİN TURNER

6-

FIRINCI FETÖ RAHİPLERİ IAN MARKLHAM

7-

LUCİNDA MOSHER

8-

YAHUDİ  OLİVER LEAMAN

9-

WHİTNEY BODMAN

10-

LEONİD SYKİAİNEN

11-

JOHN OBERT VOLL

12-

JANE İDLEMAN SMİTH

13-

DALE F EİCKELMAN

14-

W MARK RİCHARDSON

Dale Eickman, Jane İdleman Smith, mery weld, thomas michel, lucinda mosher, marsia hermansen, oliver leaman, whitney wodman, leo lefebure, leonid, john obert voll,colin turner,ian markham, w mark richardson ..

[ Fetö ifşa kanallarımız aktifleştirilmiştir

1-https://t.me/ajanahmetakgunduz

2-https://t.me/sorularlaislamiyetfeto

3-https://t.me/tahsiyeifsa

4-https://t.me/maksat114arsiv

5-https://t.me/cinaraltiarsiv

6-https://t.me/kopgit

7-https://t.me/nurmektebiugurakkafa

8-https://t.me/hayalhanemarsiv

9-https://t.me/sozlerkoskuarsiv

10-https://t.me/mbtt06

11-

https://twitter.com/fimed06?t=tzKKLdwqXanAX5iMw3dEUg&s=09

12-

https://youtube.com/channel/UCE_FHHX8_Xvo4x_ABUbNOtw

13-

https://instagram.com/fetoilemucadeleteskilati?utm_medium=copy_link

14-

 www.fimet.org

ÖZEL ÇALIŞMA:

GAZETECİ YAZAR

SÜLEYMAN YASİN AKDENİZ

1-İnsanlar terörist olmak için fetullah gülene tabi olmadılar.

2- İyi bir insan eğitimli bir insan iyi bir Müslüman olacaklarına inandırıldıkları için fetöcü oldular ve aile bireylerini bu örgüte kanalize ettiler.

3-O insanları fetöye kanalize etmek için, sözde alim hoca kisvesindeki bir çok kimseyi önce fetullahı övdürerek işe koyuldular.

4-Fetönün referansları sebebi ile insanlar fetönün peşinden sürüklenip gittiler.

5-Fetö onlara din iman perdesi arkasında sürekli bağlılığı ve itaat etmeyi, sorgulamamayı, sadakat adı altında denilenleri harfiyen yapmayı öğretti.

6- Bu itaati gösteren insanlar kendilerini Allahın iyi bir kulu olacaklarını zannettiler.

7- Ve içine düşürüldükleri fetullahçı terör örgütünün fedaileri haline geldiler onlara verilen emirle darbe kalkışması yaptılar Devleti yıkmaya Hükümeti devirmeye kalktılar.

8- Bu savaşı damgalandıkları için bilindikleri için kaybettiler tedbir adı altında yürüttükleri tüm sırları açığa çıktı.

9- Ve Beklenen uyanış gerçekleşti. Fetöyü şişiren palazlandıran ona yol açan yapılar tek tek deşifre olmaya başladı. Fetö kiralık katilken Fetöyü kiralayıp pazarlayanlar ortaya çıktı

10- Fetullah Gülen Risaleinuru sadeleştirme yaparken destek veren Mustafa Karaman bu desteğini boşuna açıklamamıştı

11- Risale-i Nura lügat koymak ile sadeleştirme yapmak arasında hiç bir fark yokken Fetö rahat tahrifat yapsın sadeleştirme yapsın diye Yeni Nesil Yeni Asya adı altında lügat meal tahrifatı ile önünü açtılar

12- Fetullah Gülen insanlar için kabul görsün ve hürmet görsün diye evliya, veli, kutup hatta hz. İsa diyecek kadar algıyı yönettiler. Bunun için İhsan Atasoy, Ahmet Akgündüz gibi çok fetvacıları sahaya sürdüler.

13- Sorularla Risale, Sorularla İslamiyet adı altında siteler kurup gece gündüz fetullah güleni parlatıp milyonlara referans vererek kandırdıklarını fetöye devşirdiler.

14- Fetullah Gülene Müslümanlar sahip çıksın ve açığa çıkan pisliklerini görmezden gelsin diye karşısına solcuları, perinçekçileri koydular. Daha da inandırıcı olması için uydurma mahkemeler davalar ile 28 şubat tiyatrosunu oynadılar.

15- Gelinen noktada artık deşifre oldular yeniden nüfus elde etmek için çeşitli dernekleri kurdurdular. Dershaneler de kaybettikleri genç nüfusu, dernekler üzerinden yeniden toparlamaya çalıştılar.

16- Bediüzzaman hazretlerine şahit olan vekil ve varis olan ve gerçekleri söyleyebilecek tüm ağır top ağabeyleri şehid ettiler ve susturdular.

17- Artık fetönün arkasındaki yapı ve yapılar Türkiye’den dünyaya yayılan ahtapot gibi kolları olan yapılar gün yüzüne tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmaya başladı

18- Bundan dolayı birbirine zıt kutuplar ihtilaf içinde gibi görünen esasında beraber olan yapılar bir araya geldi. Said Yüce, Ahmet Akgündüz kavgası yerine birlikteliğe bıraktı, Fatih Yağcı ile Mustafa Sungur ağabeyin sözde bedi vakıfları ittifak edip birlikte fırıncı anma programında omuz omuza görüntü verdiler, Fetullah Gülen mehdidir diyen İhsan Atasoy ile Said yüce yan yana program yapıp görüntü verdiler. Suffa Vakfını temsilen Risale-i Nur sadeleştirmesini savunan Mustafa Karaman ile Said Yüce bir araya geldiler. Fetö Almanya frarisi Cemil Tokpınar bile fırıncı abisi için taziye mesajı Twitterdan Dünyaya ilan etti. Tarihçi Yavuz Bahadıroğlu bile tüm bunları bildiği halde bu konuları sorgulayan insanlara Fetö kalıntısı diye iftiraları Akit üzerinden yaymaya başladı.

19- Pardon birileri Fetö ile mücadelede Hükümeti yetersiz Adaleti yetersiz mi buluyordu?

20- Mücadele son aşamaya geldi için yiyecekleri operasyonlardan paçayı kurtaramayacakları için dünün abi veya hoca bilinenlerinin yarına hain damgası yiyeceğini gördükleri için Adaleti Beğenmiyoruz, Hükümet Yanlış Yapıyor, Hakan Fidan mit üzerinden zulüm yapıyor diye çığırtkanlıklara Ahmet Akgündüz üzerinden yaymaya başladılar.

21- Öyle ki nurcuları bu kirli oyuna bulaştırmak için Nurdan Haber sitesini bile âlet edip uydurma yazılar ile Algı yönetmeye başladılar.

22- ben tarihe not düşüyorum. YARGILANACAKLAR HESAP VERECEKLER KAÇAMAYACAKLAR.

23- Ben ise evde ayak ayak üstüne atıp kahvemi içip çerezimi yerken onları haberlerden seyredeceğim.

24- Çok yakında Dünya alem görecek ki Nurcuların Devlete, seçilmiş Başkanına, İstihbaratına, Adalet kurumuna, Milli Eğitim kurumuna ayar verme gibi bir görevi olmadığını..

25- Bunlara kananlar yol yakınken kendinizi ve sevdiklerinizi bu kirli tezgahtan kurtarın âlet olmayın desteklemeyin..

26- Kendileri çökerken sizi de peşlerinden götürmelerine müsaade etmeyin..

Gazeteci – Yazar

Süleyman Yasin AKDENİZ


Her zaman söylediğim bir sözü buradan tekrar edeceğim!!! FETÖ/PDY terör örgütünü tanımadan FETÖ ile  mücadele etmek mümkün değildir, bu gün burada anlatacağım olay, bu örgütün seçim öncesi halka panik ve korku salmak amacıyla, hükümete nasıl operasyon çektiklerinin bir örneği ve BÜROKRATİK DARBE derken bu kamusal gücün nasıl kullanıldığının bir örneğidir, bu yazılımı okurken   ön hatırlatmamı dikkate alınız,  ekinde sunacağım resimler birebir orijinalidir!!!

BOMBADA FETÖNÜN PARMAK İZLERİ!!!

15 Nisan 2017 günü Tunceli ili Pertek ilçesinde Başpolis arkadaş ile öğleden sonra görevde devriye atıyorduk, ben ekip aracını kullanıyordum,komiser başpolis Arkadaşı arayarak yerimizi sordu ve Hozat yolunda olduğumuzu söyledi, komiser pertek iskelesinde bomba ihbarı olduğunu kendisini almamızı söyledi, hozat kavşağında komiseri aldık, bu olay bende hemen soru işareti oluşturdu seçime yaklaşık 16 saat kala bomba ihbarı anormal bir durumdu,komiser araca biner binmez, ben komisere hitaben ilçe emniyet Müdürü Ersin KURAL’ a Bilgi vermesini emir doğrultusunda olay yerine gitmemiz gerektiğini, bunun haricinde gitmeyeceğimi, bir kumpas olabileceğini söyledim, komiser ilçe emniyet Müdürüne gerekli bilgiyi verip talimatı alınca olay yerine geçtik, komiser ve ilçe jandarma komutanı arasında hemşeri olmalarından dolayı bir samimiyet mevcuttu, olay yerine geçince komiser ilçe jandarma komutanının ben ise orda görevli bir arkadaşın yanına gittim, ve bombanın yerini sorduğumda yaklaşık 20 metre ilerideki kum yığının altında olduğunu ve abi bu iş başka diye cevap verdi, beraber sigara içtik,Ben tekrar Komiserin yanına geçtim, komutan İLE konuşuyorlardı, komutan telefonundaki bombanın resimlerini gösteriyordu, ben çaktırmadan komisere resimleri almasını ve bana WATSAP dan atmasını söyledim, böylelikle resimleri elde etmiş oldum, bu arada olay yeri jandarma bölgesi olduğundan, jandarma olay yeri ekipleride olay yerinde çalışmaya başladılar, bombanın bulunduğu yeri açmaya çalışıyorlardı, ama bomba toprağın altında ve resimleri ise cepteydi,ve bu olay beni fazlası ile kuşkulandırmıştı, derken ilçe Emniyet Müdürü Ersin KURAL Makam aracı ile geldi yanında TEM BÜRO amir vekili S. A.A vardı,

benim orda oluşum fazlası ile telaşlandırmıştı kendisini, bana dönerek senin burda ne işin var diye çıkış yapınca, ben kendisine hitaben sizin burda ne işiniz varsa benim de aynı işim var ben vatan hainimiyim diye çıkış yaptım, kendisi bizim sigara içtiğimizi görünce “buradaki izmaritleri toplayın, DNA örneklerini aldırırız dedi ve bende kendisine hitaben bizde burda sigara içtik”. dedim, dikkatimi çeken bir olay ise olay yeri inceleme ekipleri biz olay yerine geldiğimizde ısrarla bizi bombanın olduğu yere yaklaştırmıyordu, bomba patlar diyordular,ama ilçe emniyet Müdürü ve yanındaki TEM Büro amiri gelir gelmez bombanın yanına gittiler, üzerindeki kumlar alınmış bomba açığa çıkmıştı ve bomba düzeneği  aktif değildi, resimdeki bomba ile birebir aynısı ve müdür hemen aracına binerek şöförü ile oradan ayrıldı, olay yerinde sesli bir şekilde “ şimdiye kadar PERTEK’de bomba yoktu seçime 16 saat kalamı oldu, amaçları seçim öncesi halkı paniğe sokmak diye söylendim. Müdürün makam aracı ile gelen TEM BÜRO amir vekili bizim ile dönmek zorunda kaldı, Benim fetö ile mücadelemi ve daha önceden Emniyet Müdür yardımcısı olan, kırmızı byloc kullanıcısı MUrat Volkan KULAOĞLU’ ile yaşadığım sıkıntıları bilen Tem büro amiri S.A.A, MURAT MÜDÜR YUNANİSTAN’ a kaçarken yakalandı dedi, Bende kendisine yeni mi haberin oldu dedim, evet deyince “Sen şimdi terör büro amirisin öylemi, fetö ile mücadele ediyorsun öylemi!! Murat Müdürün ARALIK ayında yakalandı biz NİSAN ayındayız, O Murat Müdürünün burda ektiği tohumlarında hakkında geleceğim deyince Emniyetin bahçesinde inerek hızla tem büroya gitti. Aracı park ederek Emniyetin bahçesinde yüksek sesle bağırdım ve Fetöcülerin algılarını ve kumpaslarını bozacağım, dedim. İlçe emniyet de görevli baş polis yanıma gelerek be olduğunu sordu ne olacak fetöcüler iş başında deyip oradan ayrıldım, daha sonra Çarşıya gittim komiser geldi yanıma ne oldu neden bağırdın dedi,?bende kendisine ilçe Emniyet Müdürü Ersin KURAL Fetöcü bunun hesabını verecek, ben bu işin peşini bırakmam dedim, ya bu gün ya yarın makamına gideceğim dedim!!! Akşam evime 2 komiser birden geldiler seçim Arife’si sakın bir şey yapma, yarın çık görev yerine git dediler ve sakin olacağıma dair benden söz aldılar, İlçe Emniyet Müdürünün fetöcü olduğunu üstüne basa basa söyledim gittiler, referandumdan evet çıkmıştı.

17 Nisan Pazartesi günü hemen müfettişler geldi,  tuhaf ama daha önceden 15 Temmuz dan 4 gün önce ortadan kaybolan, Darbeden sonra gıyabında geriye dönük izin yazılan, gıyabında Komiserin eşi tarafından rapor alınan polis memuru B.K için gelmiştiler, acaba hayır çıksaydı hemen gelirler mi diye sordum kendi kendime? Muhakik müdür ile görüşmeye çalıştıysamda, İbrahim çok işim var deyip hemen uzaklaştı benden, belliki konuşmak istemiyordu, ben komiserlerin yanına çıktım saat 15:30 civarlarında Komiserin odasından çıktığım anda, ilçe emniyet Müdürünün makamının kapısı açıldı, ve ben kendisi ile görüşmek istediğimi söyleyince vaktinin olmadığını söyledi ve paniklemişti, şöförüde tepki göstereceğimi biliyordu, kendisi şöförüne saatin kaç olduğunu sorunca müsaadenizle ben yemeğe gideyim müdürüm dedi ve ayrıldı, müdür içeri girince ben arkasından girdim, Facebook da S.A.A. ‘nın Cumhurbaşkanı aleyhine ve akpari aleyhine, terör örgütlerinin lehine Paylaşımlarının olduğunu söyledim ve bana Facebook’unu çalmışlar dedi ve bende kendisine hitaben paylaşımlar eski  o tarihli savcılık müracaatını getirsin dedim, kim bu devlete ihanet ederse hesabını verecek, bu sel senide götürür dedim, işte o gün ilçe Emniyet Müdürü Ersin KURAL Bana bir kişiyi sordu tanıyormusun diye, neden sorduğunu söyledim, o kişinin telefonunda byloc çıkmış dedi, devletin nasıl bir felaket ile karşı karşıya olduğunu o gün daha iyi anlamıştım, çünkü sorduğu kişi şu an genel müdürlükte bir daire başkanı, bu kişiyi tanımıyorum ama ismen biliyordum. Ve Ersin KURAL’ın soruş tarzı hasımcaydı, Genel müdürlükte bir üst düzey yetkili ile görüşürken bana bu isimden bahsetmişlerdi, ama Ersin KURAL üçümüzün arasında geçen bu isme nasıl vakıf olmuştu, ayrıca Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına 24, Temmuz 2016 da verdiğim dilekçede bu kişinin adı geçiyordu, bunu Ersin KURAL’ın sorması örgütün yargı kolluk ağının nasıl organize çalıştığını,bu olay örgütün bürokrasideki ağının, kamudaki ağının dehşet verecek şekilde, olduğunu gösteriyordu, ihanet her tarafı sarmış, adaletin terazisi şaşmıştı!!!

 Oradan ayrılıp hemen komiserleri uyardım, gözünüz müdürde olsun dedim ve soluğu Cumhuriyet Savcısı H.D’ yanında aldım Ersin KURAL Müdür ile yaşadığım diyaloğu anlatarak, savcıbey benim müdürüm fetöcü dedim, savcı başka varmı bildiğiniz, deyince, savcı bey bir ara bana 3 polis memurunun ismini vererek bunlara çok güvendiğinizi söylediniz, en çok güvendiklerinize dikkat edin dedim ve hiç bir şey yapılmayacağını anladığım için ayrıldım.

Aradan 10 gün geçmişti, sabah 08:00 de lojmandan inerek lojmanın önündeki kulübede nöbet devraldım, yaklaşık olarak bir saat sonra savcı bey evinden çıkarak yanıma geldi çay var mı dedi,bir çay verdim ve savcı bey dönerek bana İbrahim bey 10 gün önce bana söylediniz Müdür bey fetöcü diye nerden biliyorsun dedi, araştırdığımı ve ilişkilerini, davranışlarını takip ettiğimi söyledim, neden sordunuz dedim. Savcı bey bana dönerek “akşam Müdürü açığa aldılar, evinde, makamında ve arabasında arama yapıldı, MAHREM İMAMIYMIŞ” dedi.

Bu yaşadıklarımı anlatmaya devam edeceğim, bu gün sizleri sıkmama adına burada ara vereceğim, lütfen Twitter İbrahim YILDIZ23 @z_zaza23 adresimi ve FACEBOOK’ ta KURBAN VATAN KURBAN hesabımı takibe alır ve rt yaparsanız, ilgili kurum ve yetkilileri etiketlerseniz sevinirim, desteklerinizi bekliyorum, sayenizde bilinmeyenleri devletimiz bilmiş olur ve devletine ihanet eden her kim olursa olsun HESABI SORULSUN. “

“YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE”

Saygılar.

İbrahim YILDIZ


Öncelikle burada anlatacaklarımda dikkat etmeniz gereken hususu önceden belirmek isterim, kalkışmanın Tunceli pertek ayağındaki fetö mensuplarının hamlelerini ve at izini it izine nasıl karıştırmaya çalıştıklarını, ayrıca bir ihanetten nasıl bir kahraman olarak sıyrılmaya çalıştıklarını iyice görüp anlamınız açısından anlatıyorum ki; Türkiye’nin bir çok yerinde aynı tarz hamleleri görmüş olduğumuz bir gerçektir,

HAYALET TERÖR ÖRGÜTÜNÜN BU BÜROKRATİK DARBE SÜRECİNŞ ANLAMAMIZ AÇISINDAN BU ÇOK ÖNEMLİDİR!!!

15 Temmuz hain kalkışması gününde Tunceli Pertek ilçe Emniyet Müdürü BEKİR ASLAN’ isimli fetö mensubudur, yaptığım araştırmalarda,bu kişi normal şartlarda hiç bir gün makam şöförü olmadan hiç bir yere gitmez,Kalkışmanın olduğu gün kendisi ile birlikte o gün görevli dahi olmayan iki polis memuru İle birlikte çevik kuvvete ait lokalde okey oynarlar ve kalkışmadan yaklaşık 2 saat önceden tabura birlikte giderler, o gün makam şöförünü almazlar, kalkışmadan kısa bir süre önce ilçe savcısı ve kaymakam tabura davet edilir, kaymakam ve savcı kalkmaya çalışır, tabur komutanı ve askerler müdahale eder, kalkışmanın olduğu saatlerdir, böyle bir durumda tabur komutanına ilk tepkiyi göstermesi gereken ilçe emniyet Müdürü sessiz kalır ve kaymakam Koruması devreye girer ve kaymakam benim namusudur der, askerler kaymakam korumasına silah İLE müdahale eder durdururlar, arkasından savcı bey sert bir çıkış Yapar bu yaptıklarının Kanuni hesabını vereceklerini söyler, normal şartlarda görevli olmayan iki polis hala taburdadırlar, emniyet teşkilatında yıllarca çalışmış bir kişi olarak şunu söyleyebilirim ki; bu iki polisi mesai saaatleri dışında mümkün değil emniyete bile getiremezsiniz, ama görevli olmadığı gün, kalkışmanın yapıldığı gün siz ordan geziyorsunuz diye soran yok!!!

Şöförü ile yaptığım görüşmede şöför şaşkın, o güne kadar kendisi olmadan hiç bir yere gitmediğini, kalkışma günü kendisini neden götürmediğini bilmemektedir,

Kalkışma saatlerinde normalde kalkışmanın başlaması ile ilçe emniye müdürlüğünün güvenliği alınmalı, vetaburdaki rehine alınan kaymakam ve savcı için balta tem büro olmak üzere Zırhlı ekiplerin tabura gidip kalkışmaya engel olmaları gerekirken, tem büro amiri vekili S.A.A yanında bir Polis memuru M…… isimli arkadaş İLE birlikte ilçe emniyet Müdürünün makamına geçip oturular ve kendilerine neden bardasınız diye sorulduğunda makamı koruduklarını söylüyorlar, şimdi Facebook’ta Cumhurbaşkanını çoban milleti sürü olarak gören ve üzerinde “ kafasına kuş sıçtuğında şans oyunu oynayan toplumun ağzına sıçana oy vermesi normaldir’’ diye yazan terör örgütlerinin paylaşımını yapan, “MADDE IN AKP” yazıp üstüne çarpı atan, bu terör büro amir vekili fetö ile sizce mücadele etmişmidir!!!

Evet ilçe emniyet Amiri Bekir ASLAN ile omuz omuza verip fetö operasyonlarını yapıp at izini it izine karıştırmak için elinden gelen bütün gayreti göstermişler, İlçe emniyet Amiri ve yanındaki o gün, 2 görevli olmayan tabura giden polisler, taburda rehin alınmış muamelesi görür, adli işlem yapılır, rehin alınmış mağdur sıfatıyla, günler geçer fetö ile mücadele tarikat cemaat savaşlarına döner, köle bucak sıkıştırılan memurlara şöyle ifade vereceksin böyle ifade vereceksin denmeye başlanır, ekmeğinden korkanlar olur dik duramayanlar, istenileni yapanlar, bit yandan işe yaramaz ve deşifre olmuş fetöcüler ile ilgili işlem yapılıp güven vermeye çalışılanlar, bir yandanda fetö ile mücadele edenleri fetöcü ilan edip intikam almaya çalışanlar, yargı ile bağlantıları, özel kalemde çalışan ERDAL isimli komiser Yapar kendisi bylock dan tutuklanır, tem büro talimatları Erdal komiser ve ilçe emniyet Müdüründen alır, bir süre sonra ilçe emniyet müdürü Bekir ASLAN’ da byloc çıkar tutuklanır,fetöye karşı olan ve hala görevde olan arkadaşları tespit ettim haklarında fetöcü diye işlem yapılmış, hukuki yönden haklarını arayamaz haldeler, ama devlete olan bağlılıklarını sergilemekten hiç geri adım atmadılar, hukuki olarak ohal ve khklar sebebi ile hukuksal olarak mücadele edemediler, at izi it izine karıştıranlara bu gün bile hala hesap sorulamadı ve sorulmayacakta!!!

Bu arada darbeden 4 gün önceden ortadan kaybolan polis memuru Güvenlik büroda çalışır, kimse sormaz nerdedir diye,devletimizin almış olduğu güvenlik tedbirleri kapsamında devlet memurlarına rapor almak ve vermek yasaklanır izinler kapatılır, DARBE girirşiminden 4 gün önceden ortadan kaybolan Polis memuru B.K ‘ ya darbeden sonra geriye dönük 10 gün izin yazılır, komiser V.S ‘ nın hemşire olan eşi aracılığıyla gıyabında B.K 10 gün rapor aldırılır, raporu alması için polis memuru H.Ö gönderilir, H.Ö Bu olayı ihbar edince olay ilk önce kapatılmaya çalışılır, H.Ö ihbarında ısrarcı olunca bu olay soruşturma konusu olur. Soruşturma esnasında raporlar emniyetteki dosyada ve hastaneden kaybedilir, hastane kayıtlarında böyle bir raporun olduğu ama aslının kayıp olduğu görülür, emniyetteki dosyasında yeni ilçe emniyet Müdürü Ersin KURAL’ a raporların verildiği, not düşünmüştür, emniyetteki dosyada rapor kayıptır, ilçe Emniyet Müdürü Ersin KURAL mahrem imamı çıkar.Tunceli ilindeki fetö operasyonlarını TEM ŞUBEDE yürüten FATİH YİĞİT isimli komiser 2017 de Mahrem imamı çıkar, Rapor alan B.K ilk etapta ihraç cezası aldığı söylenir ve sonra ilahi bir el onu kurtarır, Ne hikmetse seçimlerden önce PERTEK’ de bombalar bulunur, Bu bombanın görüntüleri ve FETÖNÜN Bu bombalardaki parmak izlerini bir sonraki yazımda anlatacağım

SAYGILAR!!!
İbrahim YILDIZ
EMEKLİ POLİS MEMURU


TÜRKİYE’DE HERKES YARGIDAN NEDEN MUZDARİP!!!
Aslında en çok tartışılması gereken konu bu, ama kimsenin cesaret edemeden sustuğu konu bu, çünkü önünde tartışılmaz bir KORUMA KALKANI var, yargıya müdahale ediliyor, diye hemen birileri bağırıyor, aslında bu yargı içindeki FETÖ yapılanmasının savunma mekanizması, hemen devreye giriyor, mevcut sistemde FETÖ’ nün yargıda örgütlenmesinin, devletin yargı ve adalet sistemini etkisiz hale getirdiğini görüyoruz ve yaşıyoruz, FETÖ’nün yargı kanadındaki savcıların yetkilerini nasıl kötüye kullandığını Zekeriya ÖZ gibi bir çok savcıda gördük,FETÖ’nün savcılarının resen soruşturma açmaları gereken konularda soruşturma açmadıklarına hemen hemen her gün görüyoruz, bu o kadar belirgin ki, devletimizin en yetkili kişisinin bile feryadını kimse sorgulamıyor, sayın cumhurbaşkanımızın bir konuşmasında “ SAVCILAR NEDEN RESEN SORUŞTURMA AÇMIYORSUNUZ’” şeklindeki konuşması kulağımda çınlıyor.

FETÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜ DEĞİL Mİ?

Devlet güvenliği ile alakalı suçlar ve terör suçları şikayete bağlı suçlar değildir ve Cumhuriyet Savcılarının RESEN soruşturma açması gereken suçlardır, ama gelin görünki resen soruşturma açmayı bırakın, şikatçisi olduğu halde FETÖ İle alakalı suçların üzeri kapatılarak anında takipsizlik verildiği yetmiyormuş gibi,belgeler saklanıyor, bizzat savcılar ve kolluk kuvvetlerince tehditler yapılıyor, FETÖ İle ilgili beyanlarınız dinlenmediği gibi kolluk kuvvetlerinde, savcılıkta verilmiş bir tek kelime ifadeniz mevcut değilken, mahkemelerde savunma hakkı verilmeden FETÖ’nün hakimleri tarafından kurulan organize kumpaslar İle hapis cezası verilebiliyor, burada hemen bir hatırlatma yapmadan geçmeyeceğim ki, Adalet bakanı Abdülhamit GÜL’ ün yakın tarihli konuşmasında aynen şu cümleyi kullanmıştı, “YARGININ YARGISIZ İNFAZLARINADA KARŞIYIZ”
Şimdi kamunun bu derece FETÖ/PDY Tarafından işgal Altun’a alınması, FETÖ’nün devlet içinde paralel bir devlet oluşturmasını, kendisine karşı olanlara, kamusal gücü yani devlet kudretini kullanarak, kumpas, tehdit, komplo kurması ile gerçekleştirdiği ve fetö ile mücadelenin engellenmesine yönelik gösterdiği direnç göz önüne alındığında, yaşanılan bu sürecin adı BÜROKRAT DARBE süreci olmasından daha doğal ne olabilir ki!!!!

SAVAŞ SADECE CEPHEDE DEĞİLDİR!!
Şanlı tarihimiz bir çok savaşlar ve bu savaşlarda elde edilmiş zaferler ile doludur, her dönemin fetö ve benzeri hainleri vardır, olacaktır da, ABD, İsrail ve diğer hasım devletlerce desteklenen ve bir istihbarat terör örgütü olan FETÖ devletin kamu kurumlarını işgal etmiş ve bu kamusal gücü kullanarak, milletin iradesi ile seçilmiş meşru hükümeti devirmeye ve devletin siyasi yönetimini de ele geçirmeye çalışmaktadır, asıl kurtuluş savaşı şimdi başlamaktadır, yıllardır sinsice örgütlenen ve kamuyu ele geçiren bu örgüt, Devletin kamusal gücünü elde etmiş ve hakimiyetini sağlamaya çalışmaktadır, bu hain terör örgütü ile mücadelede acilen birlik ve beraberlik içinde olunmalı, derdi vatan, devlet, bayrak ve millet olan her birey bu hain terör örgütüne karşı birleşerek mücadele etmelidir.

FETÖ CEPHEDE KARŞIMIZA ÇIKAMAYACAK KADAR KALLEŞ, BİR O KADARDA, HAİN İNSANLAR TOPLULUĞUNDAN OLUŞAN HAYALET BİR YAPIYA SAHİP TERÖR ÖRGÜTÜDÜR !!!

SAYGILAR!!!
İbrahim YILDIZ
EMEKLİ POLİS MEMURU

1- Müşteki Mustafa Düştegör ve arkadaşı tanık Kenan Cinkiş, 1.duruşmada, darp edenin Ali Osman Parlar olmadığını beyan etmişlerdir ve bu beyanlar 1.duruşma tutanağında mevcuttur.
2️⃣ Müştekinin yüzünde darp eyleminden dolayı kalıcı iz kaldığına dair sağlık raporu olaydan 6 ay sonra alınmıştır.
3️⃣ 1.duruşma tutanağının sonunda istenen belgeler içerisinde (5. madde), İstanbul adli tıp kurumundan müştekiyle ilgili kurul raporu alınması isteniyor ancak ist. adli tıp kurumundan alınan bir rapor yoktur ve dosyada da mevcut değildir.
4️⃣ CD inceleme ve tespit tutanağını imzalayan emniyet müdürlerinin yarısından fazlası tespitli fetö örgüt yöneticisi olup, imzalayıp mahkemeye ibraz ettikleri tutanak gerçeği yansıtmamaktadır.
5️⃣ Orhan Aslan isimli polis memuru savcıya verdiği ifadesinde, şahsımın elinde sopa gördüğünü beyan etmiş, darp eylemini görmediğini beyan etmiştir.
Daha sonra 1.duruşma da yanılmış olduğunu beyan eden ifade vermiştir ancak mahkeme dikkate almamıştır.
6️⃣ Darp olayını benim gerçekleştirmediğime dair çok sayıda polis memurunun bilgi sahibi ifadeleri gözardı edilmiştir.
7️⃣ Bilirkişi raporlarında olayı gerçekleştiren kişinin ben olduğuma dair net bir tespit yoktur, bütün raporlarda “muhtemelen” ibaresi mevcuttur. Dolayısıyla şüphe sanığın lehinedir ilkesi gözardı edilmiştir.
Ayrıca bilirkişi raporu alınan “ulusal kriminal laboratuarı” devletin objektif tarafsız bir kurumu değil, özel bir kurumu olup tarafsızlığı tartışılır.
8️⃣  Hiç bir şahsi menfaatim olmadan sanık durumuna düşerek, ve sonrasında tarafıma verilen bu haksız hüküm somut delillere dayanmadan, tamamen yoruma dayalı, görevlilerin ideolojik zihniyetlerine göre verilmiş bir hükümdür.
9️⃣ Darp edildiğini iddia eden Müşteki Mustafa Düştegör mahkemede gezi olaylarına katıldığını itiraf etmiş ancak mahkeme bu konuyla ilgili hiç bir yasal işlem yapmamıştır.
Müştekinin avukatları Hakan Evcin ve Münip Ermiş, Türkiye geneli DHKPC ‘ nin ücretsiz avukatlığını yapan örgüt avukatlarıdır. Bu bilgiler ışığında mahkemenin şahsıma vermiş olduğu hükmün tamamen siyasi ve ideolojik zihniyetle verdiği kanısındayım.

Görevli olduğum gezi olaylarında bana hukuksuzca 4 yıl 2 ay hüküm veren Ant 2. ağır cz mahk üyeleri;
1- Hakim Oğuzhan Yaşar (39567)  Şu an Antalya adliyesi Adalet komisyonu başkanlığı yapıyor, ayrıca eski Enerji Bakanımız Sayın Tamer Yıldız’ın öz yeğeni oluyor.

2- Hakim Fatih Sazak (104705)

3- Hakim Serkan Günhan (107372)

4- Savcı Erkan Okan (36062

FETÖ KUMPASI MAĞDURU POLİS

ALİ OSMAN PARLAR


Devletimizin emrinde ve Şerefli Emniyet Teşkilatımız bünyesinde yaklaşık 25 yıl görev yapmış bir TÜRK POLİSİ iken, Devletimizin FETÖ İLTİSAKLI diyerek ihraç etmiş olduğu 3 Emniyet Müdürü ve bu sözde Emniyet Müdürlerinin hukuksuzluklarını fırsat edinen bir Emniyet Amirinin organize kumpasları neticesinde “ İFTİRA “ suçundan verilen mahkumiyet kararına istinaden “ FETÖ KUMPASI “ ile Devlet Memurluğuma ve Polisliğime son verilmiş olan süreci bu ilk makalem ile sizlerle paylaşmak istedim.


Ülkemizde 15 TEMMUZ 2016 tarihinde meydana gelen Vatana İhanet ve Darbe girişiminin bastırılması sonrasında Devletimiz “ FETÖ / PDY TERÖR ÖRGÜTÜ YAPILANMASINA “ karşı Milli bir irade ortaya koyarak büyük bir mücadele başlatılmış ve bu terör örgütü ile bir şekilde bağlantıları bulunan şahıslar tek tek tespit edilerek Devletimizin kurumları içerisinden temizlenmişler ve bu temizlik büyük bir titizlikle halen devam etmektedir.


Hal böyle iken, Makalemin ilk bölümü olan bu yazımda Emniyet Teşkilatımız içerisine sızmış böylesi büyük bir ihanet şebekesi ile iltisaklı oldukları sonradan ortaya çıkan ve Devletimizin OHAL KHK’Ları ile ihraçları gerçekleşmiş Sözde Emniyet Müdürlerinin ihanette sınır tanımadıklarını, Kanunlarımızı dahi hiçe saydıklarını, organize bir kumpasın tohumlarının nasıl ekildiğini ve neticesinde ise Devletimizin Adalet şiarı olarak bağımsız mahkeme salonlarında yazılı “ MÜLKÜN TEMELİ ADALETTİR “ şiarının nasıl yer ile yeksan edildiğini, Adaletin kalbine FETÖ denen ihanet yapılanmasına ait kurşunun sıkılmış olduğunu mümkün olduğunca özetleyerek paylaşmak istedim.
2013 Yılında Konya/Çumra İlçe Emniyet Müdürlüğünde görev yapmakta iken, izinli olduğum bir günde karşılaştığım “ KAÇAK AKARYAKIT “ olayını ihbar etmem ve sonrasında da ihbarcı kimliğimin olayın şüphelilerince öğrenilmesi üzerine Polis Merkezi Amirimiz olan Emniyet Amiri Y.Ö. ile hakkında “SORUŞTURMANIN GİZLİLİİNİ İHLAL“ suçundan Savcılığa şikayette bulundum ve neticesinde “ DELİL YETERSİZLİĞİ “ gerekçesi ile takipsizlik kararı verildi. Bu şikayetim nedeni ile de Polis Merkezi Amirimiz olan Emniyet Amiri Y.Ö. ile sorunlar yaşamaya başladık mesleki yönden bazı fiziki baskılarla karşı karşıya kalmamın yanı sıra bir devlet memurunun performans puanının belirlendiği resmi belge niteliğinde olan performans formlarına gerçeğe aykırı kayıtlar girilerek 2013 yılı performans puanımı düşük verildiğini tespit ettim.


Bu durum üzerine Emniyet Amiri Y.Ö hakkında “ GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA VE RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK “ iddiası ile Emniyet Genel Müdürlüğümüzce bir araştırma/soruşturma başlatılması için müracaatta bulunduğum, Fakat; Dilekçemin Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilmeyip, Konya İl Emniyet Müdürlüğünce işleme alındığını ve 07.05.2014 tarihinde Emniyet Amiri hakkında şüpheli sıfatı ile araştırma/soruşturma işlemlerine başlandığını öğrendim.
Böylesi ağır bir suç ithamı altında bulunan Emniyet Amiri hakkında idari işlemin başlatıldığı tarihten sadece 1 gün sonra bu olayda mağdur ve şikayetçi olmama rağmen, şahsımın görev yeri değiştirilerek Çumra İlçesinden Kadınhanı ilçesine hiçbir hukuki gerekçe belirtilmeyen bir yazı ile “ SÜRGÜN “ edildim. Diğer bir yönden ise, Çumra İlçe Emniyet Müdürümüz Konya il merkezine çekilerek, hakkında idari işlem başlatılan Emniyet Amiri İlçe Emniyet Müdür Vekili yapıldı. Bu şartlar altında yapılan idari soruşturmaya ilişkin tanık olarak dinlenilmelerini özellikle talep etmiş olduğum birçok meslektaşımın ifadeleri dahi alınmadı.


Açık bir “ SÜRGÜN “ olan bu hukuksuz atama işlemi nedeniyle Konya Valimiz Sayın Muammer EROL’a durumu arz etmem sonrasında Sayın Valimizin talimatları ile bu sürgün işlemi bir nevi askıya alındı ve Emniyet Genel Müdürlüğümüze iletmiş olduğum il dışı tayin talebim kabul edilerek Kayseri iline atamam yapıldı. Ancak: bu süreç içerisinde Emniyet Amiri hakkındaki idari araştırma dosyasının sonuçlandırılmış olduğu şeklinde bir yazı tarafıma teslim edilmiş ise de, soruşturmanın nasıl ve ne şekilde sonuçlandırılmış olduğuna dair tarafıma en ufak bilgi dahi verilmedi.( NOT: 2014 Yılında gerçekleşen bu idari sürece ilişkin görev ve yetkileri uhdesinde müdahaleleri bulunan Konya Emniyeti Personel Şube Müdürü Hüseyin GÜRBÜZ, Konya Emniyeti Araştırma/Soruşturma Dosyasının Müfettişi Arif AYKUT, Konya Emniyeti Hukuk İşleri Şube Müdürü Ayhan TAVAN’dır ve bu Sözde Emniyet Müdürleri 2016 yılında çıkan 670 VE 672 Sayılı OHAL KHK’Lar ile İhraç Edilmişlerdir. Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik suçundan şikayette bulunmuş olduğum Emniyet Amiri Y.Ö ise şu an Resen Emekli Edilmiş Durumdadır.)


Bu olaylar yaşanmakta iken, Performans Puanımın Emniyet Amiri Y.Ö tarafından hukuka aykırı verilmiş olması sebebiyle Konya İdare Mahkemesi nezdinde açmış olduğum davayı kazandım ve İdare Mahkemesi kararı elime ulaştığında Emniyet Amiri Y.Ö’in hakkımda görev yerimi terk ettiğime dair bazı kayıtlar girmiş olduğunu gördüm ve 05.05.2015 tarihinde yeni bir dilekçe hazırlayarak yaşadığım tüm süreci detayları ile anlatarak Emniyet Genel Müdürlüğümüze durumu ilettim. Bu dilekçemde işlenen suçun takibi şikayete bağlı suçlardan olmaması sebebi ile adli mercilere de bilgi verilmesi yönünde özellikle talepte bulundum.


Emniyet Genel Müdürlüğümüz tarafından bir inceleme ve soruşturma başlatılmasını beklemekte iken, Kayseri Cumhuriyet Savcılığına çağırıldım ve hakkımda “ İFTİRA “ suçundan adli soruşturma başlatılmış olduğunu öğrendim ve bu soruşturma dosyası içerisinde de Emn.Gn.Mdr’ne göndermiş olduğum dilekçelerim olduğunu gördüm. Kısa bir süre sonrada Emniyet Genel Müdürlüğünce benim hakkımda idari soruşturma başlatılmış olduğunu da öğrendim.


Hakkımda “ İFTİRA “ suçundan başlatılan adli ve idari soruşturmalarda Emniyet Genel Müdürlüğümüze sunmuş olduğum yeni dilekçelerimin hukuka aykırı bir şekilde elde edilmiş olduğunu ve iftira gibi bir suçtan asla bahsedilemeyeceğini belirterek detaylı savunmalarda bulundum.


15 TEMMUZ 2016 tarihinde gerçekleşen Vatana ihanet kalkışmasının bastırılması sonrasında Devletimiz kurumları içerisinde yer etmiş FETÖ irtibatlı veya iltisaklı kişiler tespit edilerek ihraç edilmeye başlanınca aldığım duyumlara binaen bazı araştırmalar yaptığımda “ RESMİ EVRAKTA SAHTECİLİK “ suçundan hakkında şikayette bulunduğum Emniyet Amiri Y.Ö. ile ilgili idari araştırma/soruşturma dosyasına ilişkin sürece görevleri uhdesinde müdahil olan ve bu dosyanın üzerinin örtbas edilmesini sağlayan 3 Emniyet Müdürünün 3’nün de Devletimize ait OHAL KHK’Lar ile Emniyet Teşkilatımızdan ihraç edilmiş oldukları bilgisine ulaştım.


2017 Yılı Mart ayına yaklaşmakta iken, iftira suçlaması olan, fakat; hukuki hiçbir dayanağı olmayan idari soruşturma dosyasında 2 kez “ MESLEKTEN ÇIKARMA “ cezası istenen raporla disiplin kuruluna sevk edildiğimi öğrendim. Tespit etmiş olduğum böylesi büyük bir vahamete ilişkin hususları Disiplin Kurulunda yetkili olan Kayseri İl Emniyet Müdür Yardımcımıza ve Kayseri Personel Şube Müdürümüze belgeleri ile açıkladım ve kurula başım dik, alnım açık bir şekilde gelmem söylenerek, disiplin kurulana sevk edilen dosyam daha ileri bir tarihe ertelendi.


2 Kez Meslekten İhracım istenen böylesi bir dosyaya ilişkin disiplin kurulumuzun huzuruna çıktım ve yaklaşık 1 saat boyunca bu dosyanın “ AÇIK BİR FETÖ KUMPASI “ olduğunu, Vatana ihanet yapılanması ile iltisaklı oldukları tespit edilen Sözde 3 Emniyet Müdürü ile bu müdürlerin hukuku hiçe sayarak korudukları Emniyet Amirinin yalanlarını belgeleri ile sundum… Büyük bir hayretle beni dinleyen Kurul üyelerimizden İl Emniyet Müdür Yardımcımız olan Ö.D şahsıma hitaben “ Ali biz seni biliyoruz, daha fazla yorma kendini “ demesi üzerine kuruldan çıktım ve tutanağa çevrilen sözlü ifademi imzaladım. Ancak; Yaklaşık 45 gün sonra tarafıma teslim edilmiş olan idari kararda 2 Kez Meslekten İhracım istenen soruşturma dosyasına ilişkin 2’şer gün ücret kesimi cezası verilmiş olduğunu, fakat; Açık bir FETÖ KUMPASI dediğim ve detayları ile anlattığım hususların idari karar içeriğinde hiçbir şekilde yer almadığını, FETÖCÜ Emniyet Müdürlerinin isimleri ve esamelerinin dahi geçmediğini gördüm. “


Bu durum üzerine gerek Emniyet Müdür Yardımcımız Ö.D, gerekse Personel Şube Müdürümüz C.Ö ile görüşmeler gerçekleştirerek “ Vatana ihanet yapılanması ile iltisaklı olarak ihraçları gerçekleşmiş Sözde Emniyet Müdürlerinin açık kumpası olan bir süreçte asla eğilmeyeceğimi, büyük bir hata yaptıklarını, adli sürecin devam etmekte olduğunu ve böylesi bir kararın adli merciler nezdinde hakkımda olumsuz kanaat oluşturacağını anlattım. Kayseri İl Emniyet Müdürümüz olan İbrahim KULULAR’a ulaşarak bu durumu arz etmek istemiş isem de, Sayın Müdürümüzün personel ile görüş yapmadığı belirtildi. “
Yaşanan bu gelişmeler sonrası her geçen gün yalnız bırakıldığım süreçte “ İHANETTE TESADÜFÜN OLMADIĞINI, VATANA İHANET YAPILANMASI İLE İLTİSAKLARI BULUNAN EMNİYET MÜDÜRLERİNİN VE BU SÖZDE MÜDÜRLERİN KORUDUĞU EMNİYET AMİRİNİN ADALETE OLAN İHANETLERİNİ BELGELERİ İLE ADLİ VE İDARİ YARGI MERCİLERİMİZE DETAYLARI İLE ANLATARAK BELGELER SUNDUM… DİĞER BİR TARAFTAN DA FETÖCÜ 3 EMNİYET MÜDÜRÜNÜN AYRI AYRI FAKAT ORGANİZE OLMUŞ BİR ŞEKİLDE GÖREVLERİNİ KÖTÜYE KULLANMIŞ OLDUKLARINA DAİR BİMER ÜZERİNDEN MÜRACAATTA BULUNARAK İÇİŞLERİ BAKANLIĞINCA SORUŞTURMA YAPILMASI İÇİN TALEPTE BULUNDUM. “
BİMER Müracaatıma ilişkin müracaatımla ilgili soruşturmanın İçişleri Bakanlığınca gerçekleştirilmesi yönündeki ısrarlı taleplerim yerine getirilmeyip, Kayseri İl Emniyet Müdürlüğünce “ DOSYANIN İŞLEMDEN KALDIRILMASI “ yönünde karar verildi.


Adli yargılama neticesinde ise, “ Yargılama sürecine esas alınan 2 ayrı olaydan tekrar şikayetimin asla olmadığını açıkça bildirdiğim olaya ilişkin, tekrardan şikayette bulunduğum gerekçesiyle iftira suçundan hapis cezası verilirken, bu sürecin FETÖCÜ Emniyet Müdürlerinin kumpası olduğunu belirtmiş olduğum hususlar gerekçeli kararda tek kelime dahi dikkate alınmadı ve “ RESMİ EVRAKTA SAHTECİLİK “ iddiamla ilgili herhangi bir değerlendirmede bulunulmadı. Dahası İstinaf sürecinde UYAP üzerinden istinaf mahkemesine gönderilen bir tebligat parçasının ulaştığı aynı gün onanarak toplam 7 gün içerisinde kesinlik kazandı. Kesinleşen bu karara istinaden de Devlet Memurları Kanunumuzun ilgili maddeleri gereğince memuriyetime ve polisliğime 08 TEMMUZ 2019 tarihinde son verildi. “


Devlet Memurluğumun sonlandırıldığı bu sürecin tamamının “ AÇIK BİR FETÖ KUMPASI “ olduğunu 2017 Yılı Mart ayından itibaren somut belge ve delillere dayalı olarak haykırırcasına anlatmış olmama rağmen, “ BUGÜNE KADAR VERİLMİŞ OLAN KARARLARDA FETÖNÜN F’Sİ, FETÖ İLTİSAKLI SÖZDE EMNİYET MÜDÜRLERİNİN İSİM VE ESAMELERİ GEÇMEMİŞTİR. “

 FETÖ KUMPASI MAĞDURU POLİS

 ALİ SARIKAYA

Kemal Kılıçdaroğlu sonu gelen akrep misali FETÖ’cüleri göreve iade edeceğini vaat edip duruyor. Bu vaadini belki kırk kez tekrarladı.

Hatta; kurmayları kamudan ihraç edilen FETÖ’cüler ile, bir ay kadar önce toplantı yaptı. En son olarak da, Kılıçdaroğlu bu vaadini üç gün önceki Abant toplantısında yineledi.

FETÖ’cüleri kamuya; Erdoğan yerleştirdi, diyenler; Bu kelamları duymuyor mu? CHP’lilerin FETÖ’cüler ile yaptığı toplantıları görmüyor mu? FETÖ’cüleri kamuya Erdoğan yerleştirmiş olaydı; atılan FETÖ’cüleri tekrar Kılıçdaroğlu geri getirmeye çalışır mıydı?

Farz edelim ki, Millet İttifakı iktidar oldu ve FETÖ’cüleri kamudaki eski görevlerine iade edildiler diyelim. FETÖ ile mücadele eden; MİT, polis, jandarma ve diğer kurumların mevcut kadrolarında çalışanlar ile FETÖ’cüler bir arada mı çalışacak?

Eğer bir arada çalışacaklar ise; şimdiden söyleyeyim; ülkem 12 Eylül öncesinden beter hale gelir. 12 Eylül öncesi polisler nasıl; Pol-Der, Pol- Bir diye ikiye bölündü ise; yine aynısı olur. FETÖ’cü polisler kurşun sıkmaya kalkar, bunun karşılığını da FETÖ’cü olmayan polislerden misliyle alır.

Diğer kurumlarda da durum farksız olmaz. Mesela adliyeyi göz önünde bulunduralım. FETÖ’cüler hakkında iddianame düzenleyen savcıların, ceza veren hakimlerin durumu ne olacak?

FETÖ’cü eski hakime ceza veren bir hakimin şu an ağır ceza üyesi olduğunu, ceza verdiği eski hakiminde tekrar Kılıçdaroğlu tarafından göreve iade edildiğini, ağır ceza üyesi o hakimin görev yaptığı mahkemeye ağır ceza başkanı olarak atandığını düşünebiliyor musunuz?

Bu durumda nasıl adalet dağıtacaklar?

Yine FETÖ’cü eski polisler, savcılar, hakimler ağız birliği yaparak ( tıpkı geçmişte yaptıkları gibi) FETÖ’cü olmayan; polislere, savcılara, hakimlere, diğer kamu görevlerine kumpaslar kurup, kendilerinden olmayanları işinden ederek ceza evine göndermezler mi?

Şu an da yargılanan FETÖ’cüler boşuna mı hakimlere; “Gün gelecek bizim durduğumuz yerde (sanık sandalyesinde) siz, sizin durduğunuz yerde (hakim kürsüsünde) biz duracağız diyorlar?

Cebine tekrar polis, asker, MİT kimliğini koyan FETÖ’cüler; adliyeye, emniyete, askeriyeye rahatlıkla girip çıkamaya başladıklarında; faili meçhul cinayetler başlamaz mı?

Fail bulunsa bile FETÖ’cü polisler, jandarmalar, savcılar delil karartmaz mı? Görevine iade edilen FETÖ’cü sözde hakimler; yakalanan faillere beraat vermez mi?

Kılıçdaroğlu’nun derdi gerçekten vatanıma, milletime hizmet etmek olsa kameralar karşısına  her geçtiğinde FETÖ’cüleri kamuya iade sözü vermez. PKK’nın sözcüsü olan HDP ile kol kola gezmez. Dünyada böyle bir siyasetçi örneği yok.

Memuriyet hayatı hüsranla biten Kılıçdaroğlu, siyasi hayatının da hüsranla bitmek üzere olduğunu görüyor, biliyor. Bildiği içinde, kendisi yanmadan önce belki bir umut diyerek ülkemi ateşe atmakta beis görmüyor.

TUZAĞA DÜŞMEYİN

Üst akıl ve Millet İttifakının fonladığı sözde anket şirketleri ve medyaya rağmen; halkımızın gerçekleri gördüğünü, bildiğini bu tuzağa düşmeyeceğini düşünüyorum.

Emekli Komiser

Şefik ÇÖMEZ


15 TEMMUZ’A GİDEN YOL

Herkesin 15 Temmuz hain darbe girişimini enine boyuna tartıştığına şahit olduk, seneryo diyenlere şahit olduk, 251 şehidi 2734 gaziyi görmezden gelenlere, fetöcüler için vicdan yapanlara şahit olduk, eski bir istihbaratçı olarak 15 Temmuz hain darbe girişimini ele almaktan ziyade bize 15 Temmuz’ un zeminini kimler nasıl hazırladı, Bu zemini hazırlayanlar hangi pozisyonlardalar? Neredeler, eğer yerlerini ve konumlarını muhafaza ediyorlarsa bu ülkeye ve millete ne kadar ihanet ettiler ve daha ne kadar ihanet edecekler?

Benim için asıl tartışılması gereken konu bu bence “15 TEMMUZ NASIL BAĞIRA BAĞIRA BEN GELİYORUM” dedi? Peki bu kadar belirginken neden görülmedi? Görülmesini kimler nasıl maskeledi? Bu maskelemeyi yaparken bu gücü ve kuvveti nereden, kimlerden aldılar, 15 Temmuzun görülmeyenleri kimlerdir? Sizce sürekli telaffuz ettiğim bürokratik darbe süreci nasıl kimler tarafından yürütülüyor? Daha önceden bunu örnekleri ve belgeleri ile açıklayacağımızı söylemiştim.


18.08.2015 günü yapmış olduğum BİMER ihbarında fetönün istihbarat şubedeki yapılanmasını ve faaliyetlerini anlatmamın yanı sıra fetönün kolluk kuvvetleri içerisindeki yapılanması ile fetönün yargı yapılanmasının birlikte organize hareket ettiklerini ve algı komplo operasyonlarının nasıl yapıldığını anlatmaya çalıştım, bu ihbar ile birlikte Burdur emniyetindeki Fetö yapılanmasının Fetö ile mücadeleye engel olmaya, mücadeleyi sulandırmaya, milletin iradesi ile seçilmiş olan hükümeti yıpratmaya yönelik propoganda faaliyetlerine şahit oldum, bunu il emniyet müdürüne kadar aksettirmeme rağmen, kıllarının kıpırdamadığını gördüm, çalıştığım bütün illerde bürokrasi kanadında hükümete karşı bir tepkinin ve itaatsizliğin olduğunu görmemek mümkün değildi, 15 temmuz öncesi ve 17-25 arasında kalan süre içerisinde deşifre olan feröcüler geri plana alınıyor ve evveliyatta ittifak halinde olan Süleymancılar ön planda rol almaya ve yine renk değiştiren farklı tarikat ve cemaatlerin içine sızan fetöcüler, kripto dediğimiz kişiler ön plana çıkıyordu.

15 TEMMUZ HAİN DARBE GİRŞİMİ BAĞIRA BAĞIRA geliyordu!!!
Nasıl mı? Bunu belgeler ile anlatacağım demiştim 18.08.2015 yılında 791811 sayılı BİMER ihbarım ve bu ihbarın saklanması ile ilgili yaşanan süreç, verilen ifadeyi bu yazımızda kısaca şöyle açıklayayım. Normalde bimer ihbarını yapan kişinin dilekçe kanunu çerçevesinde müracaat yapan kişinin en geç 30 gün içerisinde ifadesinin alınması ve gerekirken benim müracaat ile ilgili bu süre zarfında ilgili bakanlıklara BİMER tarafından ihbar evrakının gönderildiği ve Emniyet genel müdürlüğüne evrakın ulaştığı ve TEM daire başkanlığının evrakın muhatabı olan TUNCELİ il emniyet müdürlüğüne evrakı gönderdiği ve asıl engellemenin Tunceli Emniyet müdürlüğünde gerçekleştiğini gördüm nasıl mı? İşte neden bürokratik darbe ve fetönün kamusal gücü nasıl ve ne amaçla kötü niyetli kullandığını ince noktalarını bu örnekte göreceksiniz.


Burada yazacağım açıklayacağım olaylar dizisi ve belgeleri ihbar etmenizin bir vatan borcu ve vatandaşlık görevi olduğunu sizlere hatırlatmak isterim.
Bu günkü yazdığım konu ile ilgili belgeleride ayrıca yayınlayacağımı hatırlatıp sizleri sıkmadan konuya geçmek istiyorum.


Burdur ilinde 18.08.2015 tarihinde FETÖ/PDY ile ilgili 791811 sayılı ihbarı yaptıktan sonra FETÖ/PDY terör örgütü ile alakalı can güvenliği gerekçesi ile Tunceli Emniye müdürlüğüne atamam yapıldı ve 2015 eylül ayında kurban bayramının arife günü göreve başladım ve bayramda Asayiş zırhlı ekiplerde göreve başladım, bu günlerde fetö mensuplarının hükümeti karalamaya yönelik propogandalarına şahit olup tepki gösterdim ve bunu üst müdürlere anlatmaya çalıştım, ama ne yazıkki bütün kapılar yüzüme kapanıyor fetö lafını duyan kapısını kapatıyordu, bunları ondönemde sosyal medyada dile getirmeye çalıştım ve yazdım, ayrıca ihbarım ile ilgili TEM ŞUBE müdürüne ekim ayında ihbarımı sordum gelmediğini beyan etti, bir garipliğin olduğunu hissettim, yine kasım ayının ilk haftasında TEM Şubede çalışan bir devreme sordum ve yanındaki komiser Fatih YİĞİT İle beni tanıştırdı, ve ihbarımdan sorumlu olan kişi olmasına nazaran bana ihbarımın gelmediğini söyledi.işte bu isme dikkat edin, çünkü Fatih YİĞİT o dönemde FETÖ operasyonlarında önemli rol oynuyordu.

Bu arada ben yine durmayıp fetö ile mücadele etmek için emniyet müdür yardımcısı ile görüşüp İl emniyet müdürü ile defalarca görüşme talep etmeme nazaran il emniyet müdürü Fahrettin ŞEN’in görüşme talebimi kabul etmemesi bayağı bir ilgimi çekmişti, bunun için Sirsile yolunuda takip etmeyi denediğimde fetönün organize bir şekilde bu mücadeleyi engellediğini gördüm ve asayiş şube müdürü İRFAN ÇİFTÇİ tarafından tehdit edildim bu tehditler ile ilgili üstlerime bilgi vermeye çalışırken Personel şube müdürü Murat VOLKAN KULAOĞLU tarafından tehditkar bir tavırla karşılaştım, daha sonra devreye emniyet müdür yardımcısı Fahrettin …. girdi ve beni dinleyerek emniyet müdürüne bilgi vereceğini söyledi ve olay kapatıldı, bu organizasyona dahil olan rütbelileri bir bir not aldım ve tahkikatlarını yaptım ve manzara korkunçtu, bu arada kendimi bu terör örgütü mensuplarından korumak için OVACIK ilçesine geçici görev talep ettim ve dayatma ve baskı ile kalıcı olarak gönderildim ve Ovacık ilçesinde TEM DAİRE BAŞKANLIĞINI aradım ve ihbar evrakının 19.09.2015 de EBYS İle TUNCELİ TEM ŞUBE Müdürlüğüne gönderildiğini öğrenince Evrakın saklandığını netleştirdim ve CİMER 12.01.2016 günü ihbar yaptım ve fetö mensuplarının Emniyet teşkilatındaki emir komuta zincirini elde tuttuklarını, ihbar evraklarını sakladıklarını anlattım, bu ihbarıma bu güne kadar bir işlem yapmadılar, ancak TEM daire başkanlığını aradıktan sonra bir panik havasına girdiler ve beni aradılar ihbar ile ilgili rapor alıp gelmemi söylediler, bende kendilerine rapo almayacağım ve görev yazı ile gelebileceğimi, ilçedeki emniyet amiri Ali ESKİN ve Komiser Eray KILIÇARSLAN, Komiser Mehmet ORUÇ ve Komiser Zekeriya … isimli şahısların şahsıma mobing ve komplo kurmaya çalıştıklarını anlattım, arayan arkadaş bu konu ile ilgili rapor tutmasına nazaran hiç bir rütbeli her hangi bir yasal girişimde bulunmadı, normalde bunun ile ilgili idari ve adli soruşturmalar açılması gerekirken açılmadı ve 25.01.2016 günü kaymakam beyefendi bilgi verdim, senelik izne ayrıldım Ankara’ya giderek Personel daire başkanlığında dilekçe vererek görüşe çıkıp anlattım, TEM daireye yönlendirildim ve orada ilgili müdür Erdoğan KARTAL’ a anlattım ama bir adım bile yol alamadım ve arkasından bir flaş bellek içerisine hazırladığım ihbarı şubat ayının son haftasında Cumhurbaşkanlığında iki komisere elden teslim ettim ve bu anlattıklarımı o ihbarda da anlattım. 11.03.2016 günü Tunceli emniyetinde BİMER ihbarım ile ilgili ifademi almaya çalıştılar ve ben ifade vermeyeceğimi EMNİYETTE FETÖ Yapılanmasının güçlü olduğunu vereceğim bilgilerin bu yapılanmanın eline geçeceği için ifade vermek istemediğimi, CİMER’e dijital ortamda gerekli ihbarı taptığımı, ilgili bakanlıktan müfettiş talep ettiğimi ve bilgileri müfettişe vereceğimi beyan ettim.

Bir il emniyet müdürü nasıl olurda bu vermiş olduğum ifadeden sonra kendi memurunu çağırıp bu konu ile ilgili gel bakalım ben senin müdürünüm, onlara güvenmiyorsan gel bana anlat demez, nasıl bakanlıktan veya genel müdürlükten müfettiş talep etmez,bu saklanan evrakın hesabını sormaz,
Şimdi buraya kadar ismi geçen insanların akıbetine bakalım,

1- tehdit eden Asayiş şube müdürü İRFAN ÇİFTÇİ 15 Temmuz hain darbe girişimine katıldı tutuklu ve byloc kullanıcısı,

2- Personel şube müdürü VOLKAN KULAOĞLU 15 Temmuzdan sonra terfi etti Emniyet Müdür Yardımcısı oldu ve darbeden 4 ay sonra kırmızı byloc kullanıcısı çıktı Yunanistan’a kaçarken yakalandığını duydum, bu arada bana komplo soruşturması açtılar emniyet amiri Ali eskin ve komiser Eray KILIÇARSLAN ile birlikte,

3-Emniyet Amiri Ali ESKİN ise MİT TIRLARI olayının faillerindenmiş ihraç oldu, ama garip olan sürgün gelen bu şahsın Ovacık ilçe emniyet müdürü yapılması,

4- Komiser Eray KILIÇARSLAN FETÖNÜN Taltif komisyonunda yolsuzluk dosyasından İhraç oldu, aynı zamanda Şırnak ilinde fetöden sürgün gelen bu şahıs 15 temmuz öncesi fetö evraklarının işlem gördüğü Ovacık TEM büro amiri tapılmıştı ne garip,

5- MEHMET ORUÇ ihraç edildi Komiser yardımcılığı sınav sorularının çalınması,

6- Zekeriya …. komiser fetö faaliyetlerinden ihraç

7- Emniyet Müdür yardımcısı Fahrettin …. bey darbeden sonra tutuklandı Byloc kullanıcısı tutuklandı

8- Komiser FATİH YİĞİT 2017 yılında Fetönün mahrem imamı çıktı ihraç oldu, MHP’ bin kapısına gitti torpil aradı ama MHP onun oyununa gelmedi serbest geziyor

9- Hakkımda açılan soruşturmanın müdürü Hasan Hüseyin …. olarak hatırladığım müdür byloc tutuklusu ve ben soruşturmadan 4 ay kıdem tenzili ve maaş kesim cezası aldım tarih ekim 2016, emekli oldum ama mahkeme 5 yıldır hala itirazıma cevap veremiyor!!

Şimdi diyeceksinizki iyi ya hepsi ceza almış, siz okurlarım görmesi gereken ince bir çizgi var aslında, bu ihbarlarım darbe öncesi, adli ve idari hiç bir gereği yapılmadı, o günün emniyet müdürü Fahrettin ŞEN’ e soruyorum bir emniyet müdürünün görevi nedir? Neden beni dinlemediniz? Siz fetö ile mücadele ettiniz mi? Nasıl terfi edip Kazakistan ASTANA konsolosluğunda müşavir oldunuz! Eğer FETÖ ile mücadele ettiyseniz neden bu fetö mensuplarına soruşturma açmadınız? Neden müfettiş istemediniz? Bu örgüt mensuplarının darbe girişiminde bulunmasına neden fırsat verdiniz?

15 Temmuz öncesi Ovacık ilçesine sürgün gelen Emniyet amiri Ali ESKİN’e ilçe emniyet müdürlüğü görevi verdikten sonra komiser Eray KILIÇASLAN’nın TEM bürodan sorumlu olmasını neden denetlemediniz!!! Size soracak çok sorum var ama okurlarımı sıkmamak adına yazı dizimin bu bölümüne son veriyorum sorularımı tekrar soracağımdan emin olabilirsiniz KAMUSAL GÜCÜN terör örgütü adına bu şekilde kullanılmasının adı BÜROKRATİK DARBE’ den başka ne olabilir ki?

 Emekli Polis Memuru 

 İbrahim Yıldız


İsmim İbrahim YILDIZ polis memuru olarak görev yaparken çalıştığım kadroda tanıdığım ve fetöcü olmayan bir çok polise kumpas kurularak soruşturma açılmıştı.

Bu vatanın bir evladı olarak ve Müslüman olarak buna tahammül etmek ve seyirci kalmam imkansızdı, tepkilerimi dile getirmek için çalmadığım kapı kalmadı, valisinden tut emniyet genel müdürlüğü TEM daire başkanlığına kadar gidip bilgi verdim.

Ama bürokrasiyi işgal eden bu terör örgütü İle müracaatlarımda hiç bir sonuç alamadım üstüne üstlük, Yargı müracaatlarımızda bu terör örgütün faaliyetleri ile alakalı onlarca suç unsuru ve belge mevcut iken savcıların takipsizlik vermeleri ayrı bir skandal, buda yetmez gibi FETÖCÜ bürokratlar size yargı bağlantıları İle birlikte kumpas kurarak sizi kamu görevlisine hakaretten dava edip hakkınızdan istediği kararı çıkarıp yargılıyorlar.

Eğer siz birine fetö örgüt mensubu diyorsanız bu hakaret sayılıyor, elinizdeki delil ve belgelere bakılmıyor!!

Gelelim mahkeme sürecine hukukun üstünlüğünü tanımayan bu bürokrat, hakim ve savcılar kendini hukuku tahsis etmiş gibi göstererek hukuku katlediyorlar, nasıl mı?

02-02-2021 günü MALATYA adliyesinde 9. Asliye ceza mahkemesine öğleden önce çıkarıldım. Hukuken kollukta ve savcılıkta her hangi bir ifadem mevcut değil iken mahkemeye çıkarıldım.

Hakime hanım bana sordu, sen bu emniyet müdürüne fetöcü dedin mi! Kripto dedin mi? İnsanlara kumpas kuruyor dedin mi? Emrindeki memurlara mobing uyguluyor dedin mi? Hepsinin cevabı evet.

Kendimi savunmaya başlayınca “BENİM SENİ DİNLEYECEK VAKTİM YOK” diyerek beni salonda çıkardı ve bende mahkemenize yazılı ifade vermek istiyorum dedim.

Aynı gün öğleden sonra Burdur Cumhuriyet savcılığına segbis İle bağlanarak ifade verdim, usulen önce savcılığa sonra mahkemeye çıkarılmanız gerekirken beni önce mahkemeye sonra savcılığa çıkardılar ve savcılıkta verdiğim ifade İle evrak üzerindeki yazan ifadenin eksik yazıldığını gördüm ve imzalayarak aldım, alırken amacım davacı olarak mahkemeye tekrar müracaat etmekti, dilekçe ile kamera kayıtlarını talep ettim ve Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca dilekçem alınmadı, posta yolu İle göndermek zorunda kaldım ve aynı şekilde Cimer ve adalet bakanlığına posta yolu İle müracaat ettim, ama gelen cevap sadece adliye koridoru görüntüleri olup silindiğini iddia ediyorlardı, nasıl olduysa adliye koridorlarındaki görüntüler silinmemişti.

Daha sonradan E-DEVLET’ den gördüklerim tamamen bir yargısız infazdı, ıslak imzamın olmadığı ve mahkemenin tanzim ettiği tutanaklar aynen şöyleydi.

Sanığa soruldu Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul ediyormusun, sanık evet dedi, oysaki bana böyle bir soru sorulmadı!!

Sanığa soruldu, ek süre talep ediyor musun denildi, sanık hayır dedi, oysa ki bana böyle bir soru sorulmadı!

Sanığa soruldu, ifadenize ekleyecek bir şeyiniz var mı denildi ve sanık hayır önceki vermiş olduğum ifadelerim aynen geçerlidir dedi.

Oysaki bana böyle bir soru sorulmadı ve daha önceden kolluk veya savcılıkta verilmiş hiç bir ifadem mevcut değildi!!

Tamamen ANAYASAL bir hak olan savunma hakkı tanınmadı ve savunma hakkım ihlal edildi, ve nasıl olduysa mahkeme tutanağına mahkemenize yazılı ifade vermek istiyorum ibaresi geçirilmiş bu hakkımda tanınmayarak bir gün sonra jet hızıyla mahkeme karar vermişti Ağır Ceza mahkemesine yaptığım itirazda rededilmişti, karşı tarafta tatmin olmamıştı ki itiraz etmiş ve rededilmişti, belliki birileri hem sindirmeye hemde susturmaya çalışıyordu.

FATİH SULTAN MEHMET HANIN SÖZÜ!!!

Evet maalesef o büyük devlet adamının sözü gerçek oldu.

AKLI ÖLDÜRÜSEN, AHLAKDA ÜLÜR.AKIL VE AHLAK ÖLDÜĞÜNDE, MİLLET BÖLÜNÜR.

KADI’YI SATIN ALDIĞIN GÜN, ADALET ÖLÜR.

ADALETİ ÖLDÜRDÜĞÜN GÜN, DEVLETTE ÖLÜR.

Yıllardır fetö İle mücadele eden ve maruz kaldığım komplo, infaz girişimleri, mobing ve tehditler sonucunda bu uğurda polislik mesleğimi bırakmak zorunda kaldım ve ailemin dağılmasını sağlayan, defalarca akıl hastanelerine ve psikiyatri servislerine sevk edilen, yılmayan pes etmeyen, fetö İle mücadele geri adım atmayan biri olarak geldiğim noktada FETÖ İle mücadelenin hakkaniyet İle yapılmadığını ve bürokrasi ve siyasi kanadın kollandığını, söylemeden yapamayacağım, kalbinde Allah korkusu olmayanların iman Sahibi olduğu düşünülemez, hele de hukuku tahsis etmek zorunda olanların buna seyirci kalması ve bir yandan da bu hukuksuzluğa seyirci kalmaları FETÖNÜN yargı ve emniyetteki gücünün belirtisidir.

Ne yazık ki her HZ Ömer’in adalettinden zerre kadar nasibini almayanların adalet ve İslamiyetten bahsetmeleri mümkün değildir!!!

Yaşadığımız hayatı bizlere zehir eden ve FETÖNÜN pisliğini kapatmaya çalışanlara karşı seyirci kalınmaktadır, bu tavırları sergileyen kendi kurumumdaki bürokratlara, yargıda hukuksuz davranan hukuk adamlarına, devleti yönetmek için vekil tayin ettiğimiz ve bu hukuksuzluğa susan vekillere,bu ihaneti Türk milletine miras bırakanlara, ihanet içinde olan fetöcü ve fetöcülere destek verenlere hakkım helal değildir.

Sayın Cumhurbaşkanım siz herzaman şu cümleyi kullanırsınız “MÜDDEİ İDDASINI İSPATLA MÜKELLEFTİR” ama maalesef iddiamızı mahkeme huzurunda ispat etme şansı vermiyorlar.

Burdan çok sevdiğim sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ‘a seslenmek istiyorum. Siz bu milletin başkomutanı olarak 15 Temmuz da emir verdiniz, dik durun dediniz, FETÖ mensuplarını ihbar edin dediniz, at izini İT izine karıştırıyorlar dediniz, 15 Temmuz öncesi ve sonrası FETÖCÜLERİ ihbar eden herkese şu an İFTİRA ve hakaret davaları açılmakta be bu şekilde fetö İle mücadele edenler bertaraf edilmekte kumpaslara maruz kalmakta, FETÖ böylelikle sizin Türk milletinden aldığınız gücü kırmaya çalışmakta ve bürokratik darbe gerçekleştirmektedir.

Allah rızası için 15 TEMMUZ da HAİN darbe girişimine karşı göğsünü HAİN fetöcülere siper eden bu millete sahip çıkın!!!

Ben FETÖNÜN zulmüne maruz kalmış eski bir istihbarat polisi olarak kanımın son damlasına kadar yanınızda olacağımı size her şeyi rapor ermiştim.

Şu an geldiğim noktadaki çaresizliğin nedeni Devletimizin bizlerin sesini duymamasındandır.

Artık yaşayacak ve hayata tutunacak gücümüz kalmadı!!!

FETÖNÜN YAPTIĞI BU ZULME SEYİRCİ KALMAYIN!!!

 Emekli Polis Memuru 

 İbrahim Yıldız


MİT müsteşarı Hakan FİDAN ‘ üzerinden sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ ı ve mevcut hükümeti Hedef alarak devirmeye ve Türkiye’nin siyasi yönetimini ele geçirmek isteyen hain terör örgütü, 17-25 darbe girişimi ile tekrar sahneye çıktı.

 ABD destekli FETÖ/PDY ‘nın seçim öncesi hükümeti devirmeye yönelik bu darbe girişimini aslında seçimden önce yapmayı planlandığı ve ancak deşifre olduğu için panik yaparak önceden yaptığı, sayın Cumhurbaşkanımız ve devlet yanlısı milli iradeden yana olan güvenlik güçlerimizin, almış olduğu tedbirler ile başarısız olduğu bilinmektedir, aslında benim siz değerli okurlarımızın dikkati çekmek istediğim FETÖ’nün elindeki bu gücün nerden geldiği ve gücün kaynağını,bürokraside, kamuda, kolluk kuvvetleri içerisindeki Fetö mensuplarının hareket tarzları ve stratejileri, konumları, bu gücü nasıl milli iradeye karşı kullandıklarını, yargı içerisindeki örgüt mensuplarının hamlelerini gözler önüne sermek istiyorum, böylelikle görmeyenlere göstermek, milletimizinde konuya vakıf olmasını sağlamış olmaya katkıda bulunmaya çalışacağım. “DEVLET KUDRETİ” Evet devlet kudreti cümlesi ile konuya girmek istiyorum. 

Nedir “ DEVLET KUDRETİ” işte yaşadığımız hain darbe girişimlerinin sırrı bu iki kelimede gizli, kısaca idarenin tek taraflı olarak yapmış olduğu işlemlerde, üstün ve ayrıcalıklı yetkilere sahip olmasıdır. Peki bu üstünlük ve ayrıcalıklı yetkiler bir terör örgütü mensuplarının eline geçmiş ise, bu üstünlük ve yetkileri art niyetli terör örgütü lehine, hükümeti devirmeye yönelik kullandıklarını düşünürsek, yaptıkları hamlelerin adını darbe olarak görmemiz gerekmez mi? 

Peki kim bu üstünlük ve ayrıcalıklı yetki sahipleri diye kendinize sorun, bu ayrıcalıklı üstün yetki sahipleri kimler mi? Göbeği devlete değil de, hain terör örgütü liderine bağlı, kararname ile atanan Fetö mensupları, gelin elindeki görev ve yetkiyi kötüye kullandıklarında, nasıl bir vahim tablo ile karşılaşacağımız yönünde bir kaç örnek vererek konuya açıklık getirmeye çalışalım. 

 Hatırlarsanız MİT müsteşarının ifadeye çağrılması olayı ile ilgili sahneye çıkan FETÖ mensubu savcılar ve kolluk kuvvetleri içerisindeki FETÖ mensubu polisler vardı!! Bu darbe girişiminde bulunan bu Fetö mensupları bu darbe girişiminde yetkiyi ve gücü nereden alıyorlar, işgal ettikleri makam, mevkii ve rütbelerden alarak yapıyorlar, yani dayanakları devlet kudreti, bu makam mevkileri teslim ettiğimiz kişileri iyi eleyip süzgeçten geçirmezsek terör örgütlerininde devlet içinde yapılanmasına engel olamayız, böylelikle bu örgütler, devlet içinde devlet olmaya çalışır ve gün gelir kendilerini devlet olarak görmeye başlarlar. İşte yaşadığımız tablo tamda böyle, kendini devlet olarak görmeye başlayan Fetö mensuplarının mevcut kanunlardan, yetkileriyle ve makamlarından aldıkları güç ile kendilerini her alanda üstün ve ayrıcalıklı olarak görmeleri, zaman ile kamuda, özellikle kolluk kuvvetleri ve yargıda tarafsızlık ilkesine büyük bir sekte vurmuştur, yargıya ve kolluk kuvvetlerine olan güveni de sarsmıştır. Bu kanundan ve makamlardan kaynaklanan ayrıcalık ve üstünlük örgüt adına da tam bir güvenlik kalkanı oluşturmaktadır, bu güvenlik kalkanı sayesinde Fetö mensupları kendilerine karşı olan kişileri bertaraf ederek, hedeflerine doğru adım adım ilerlemeyi sürdürmektedirler. Bir vatandaş olarak geçmişte BİMER veya son haliyle CİMER’e, kolluk kuvvetlerine ve yargıya müracaat ettiniz ve ne ile karşı karşıya kalabilirsiniz, Fetö mensupları yasal sorumluluktan kurtulmak adına evrak üzerinde ne gibi şeytanlıklar yapabilirler, sizlere bu ve bundan sonraki yazı dizimizin devamında örnekler ile açıklayacağım ve şu açıklamayıda kendime bir görev ve borç bilirim, hesabını sormak isteyen yargı mensuplarınada hesap vermeye her daim hazırım!!!! Buradan anlatacağım olaylar dizisi benim yaşadıklarımı ve belgeler ile sabit delilli olaylardır. 

 1994 yılı itibari ile Çalıştığım Emniyet istihbarat biriminde çalışırken, 1997 yılı itibari ile O zamanki adı CEMAAT olan bu yapıyı bir terör örgütü gibi düşünmeye başlamıştım, birlikte çalıştığım amirlerimin teşkilatta bu cemaat adına faaliyetlerini sağır sultan bile biliyordu, yapılan bir çok operasyonun perde arkasında dönenleri kafamda sorgulamaya başladım. 2008 yılı itibari ile bu ihanet örgütünün elindeki kanı net olarak görmeye başlayıp mücadele etmeye başladım, bu mücadelemin faturası o kadar pahalıya mal olacaktı ki, bu faturayı baş tacı yaptım kendime, vatanın bekası tehlikedeyken, söz konusu vatan iken hangi fatura ağır olabilirdi ? 

 Günlerce aylarca düşündüm, kendime bir yol haritası ve mücadele stratejisi oluşturmaya çalıştım. Devlet kudretini ele geçirmeye çalışmış ve bunu büyük ölçüde başarmış bir örgüt vardı karşımda, her şey delilli ve belgeli, tanıklı olmalıydı. Sayın Cumhurbaşkanımızın Fetö mensupları ile ilgili olarak kullanmış olduğu bir sözüde buradan hatırlatmadan geçemeyeceğim, 15 TEMMUZ öncesinde “KANDIRILDIM” demişti ve muhalif kanat ve Fetö mensupları bunu kendilerine malzeme yapmış ve devlet kandırılır mı? diye algı yaratmaya çalışmışlardı, bu yazı dizimizden bunun cevabını vereceğim ve evet devlet kandırılır diyeceğim, bunu açıkladığım zaman FETÖ terör örgütünü bir parça daha tanımış olacaksınız!!! Yine sayım Cumhurbaşkanımızın 15 Temmuz sonrası FETÖ mensuplarını tarif etmek için kullandığı “ Bunların bu kadar da ileri gideceğini ve hain olacaklarını tahmin etmezdim” şeklinde söylemlerini bile yeterli bulmayarak sizlere FETÖ’ yü anlattığım kadarı ile ihanetlerinin kelimelerle anlatılmayacak kadar büyük olduğunu göreceksiniz!!! Yazın dizimiz devam edecek, sizleri sıkmamak adına bu gün ki yazımıza son veriyorum, okuyan tüm okurlara saygılar. 

 Emekli Polis Memuru 

 İbrahim Yıldız