13 Ağustos 2022

süleyman akdeniz

Basından takip ettiğim kadarı ile son bir ayda yirmi polisimiz intihar etti.  Çok acı, çok üzücü ve de çok yüksek bir rakam.

        Bu köşeyi takip eden arkadaşların bildiği gibi bende yirmi beş yıl o üniformayı üzerimde  taşıdım. Hiçbir iş yapmasanız bile o üniformayı taşıyabilmek meziyettir. Üniforma ağırdır. Sokakta hemen insanların dikkatini çeker. Görüş mesafesine girdiğiniz herkes sizi göz ucuyla da olsa süzer. Her gün yüzlerce insanın göz süzgecinden geçersiniz.

     Elimde kesin veriler olmamakla birlikte gözlemlerime dayanarak yazıyorum; Polis İntiharlarının ancak yüzde yirmisi şahsi ve ailevi sebeplere dayanırken, yüzde sekseni mesleki sebeplerdir.

     Mesleki sebeplerin en başında ise uzun ve yorucu çalışma saatleridir. Normal bir devlet memuru masa başında aylık yüz altmış saat çalışırken, bir polis; aylık en az ikiyüz kırk saat,  -40 derece soğukta, +45 derece sıcağın altında sokakta çalışır. Ve muhatapları; Ya bir terörist, ya bir tecavüzcü, ya bir katil, ya bir hırsız, ya bir uyuşturucu satıcısı, ya da en hafif hali ile alkollü bir sürücüdür.

    Yukarıda aylık en az iki yüz kırk saat çalıştıklarını yazdım. En az cümleme dikkat edin lütfen… Çünkü; Bu çalışma saati  (Herhangi bir operasyon, spor müsabakası, festival, toplantı gösteri yürüyüşü, devlet büyüklerinin şehre gelişi, deprem, sel gibi doğal afetler, seçimler, kongreler, kurultaylar, personel eksikliği vb) olağan üstü durumlarda aylık dört yüz saate kadar çıkabilir.

    Açık alanda ve ayakta uzun çalışma saatleri hem de muhataplarının toplumdan dışlanmış kişiler olması polisi bedenen ve ruhen yıpratır Çürümüş bir ceset ile saatlerce uğraşır, günlerce yemek yiyemez. Öz babasının, abisinin tecavüzüne uğramış çocuğun ifadesini alır, insanlığından utanır.

     Bunlar yetmezmiş gibi (Eskisi kadar olmasa da) bir de amir baskısına maruz kalır. Bu baskıyı yapan amirlerin çoğu devletin işinin daha iyi yapılması için değil, kendi egosunu tatmin etmek için yapar. Zaten devletimizin işini iyi yapmak isteyen amir; memuruna baskı yapmaz. Aksine Onları motive eder. Zaten memurun amirinden çok bir isteği yoktur. Olur olmadık yere azarlanmaması, yasal hakkı olan iznini kullanması, amirlerinin adil davranması  onlar için kafidir. Hele bir de arada sırada amirleri onlara halini hatırını sordu mu onlardan mutlusu olmaz.

POLİS AMİRLERİNE TAVSİYELERİM

     Sevgili rütbeli polislerimiz! Sizin oturduğunuz koltuklarda yıllarca ben de oturdum. Öncelikle şunu bilin ki; ‘’Oturduğunuz koltukla değer kazanmayın. Oturduğunuz koltuğa değer kazandırın’’ sizin yıldızınızı üst ve amirleriniz değil, sizi seven astlarınız parlatır.

     Kendinizi astlarınıza sevdirin. Onlara fazla mesai yazmayın. Lüzumsuz yere azarlamayın. Zaman zaman mahiyetinizdeki her ekip otosuna binip Onlarla yarım saat devriye atın, zaman zaman çalıştıkları odaya girip çaylarını için. Dertlerini dinleyin. Ve en önemlisi her zaman odanızın kapısını açık tutun ve onların yanınıza gelmesini sağlayın. Ve asla yanınıza gelen memurunuzu misafir koltuğuna oturtmadan dinlemeyin.

         İmkanlarınız el veriyorsa; bazen şubede kendi ellerinizle çiğ köfte, mangal yapıp astlarınıza ikram edin. Buna imkan yoksa; Evinizde, eşinize bir tepsi börek yaptırıp astlarınıza ikram edin. Pire kadar küçük hatalarını deve yapmayın.

       İzin talep eden personelinizi geri çevirmeyin. Hasta olduğunu beyan eden personelinize inanın. Rapor alana ‘’ Niye rapor aldın’’ diye eleştirmeyin. Aksine; ‘’Geçmiş olsun’’ deyin. Ve kendisini bizzat devletin size verdiği araba ile evine götürüp, istirahat etmesini sağlayın. Gidebiliyorsanız, evine giderek hasta ziyareti yapın. Gidemiyorsanız telefon açıp nasıl olduğunu sorun.

      ‘’Her zaman amir haklıdır’’ mantığından vaz geçin. Yapılacak işlerde astlarınızın da fikrini alın. Omuzlarınızdaki yıldızların size üstünlük değil, sorumluluk yüklediğini unutmayın. Bunlarını yaparsanız otoritenizi filan kaybetmezsiniz. Aksine; Astlarınızın sizi şeklen değil, kalben sevmesini sağlarsınız.

17-25 Aralık öncesi, sonrası, 15 Temmuz öncesi ve sonrası  FETÖ/PDY terör örüntünün Kamudaki, bürokrasideki gücünün çok fazla olduğu, kamudan gelen devlet kudretini bu örgütün hükümeti devirmek amacıyla kullandığı, bu örgütün siyasi yapılanması ve bürokrasi yapılanmasının birlikte hareket ettiği, Türkiye’nin bürokratik bir darbe İle karşı karşıya olduğu, yaşadığımız darbe süreçlerinin Bürokratik darbe sürecinin parçası olduğu, bu sürecinde taki hükümet düşünceye kadar devam edeceği düşüncesi zihnimdeki yerini hep korumuştur.

Fetö İle mücadelenin yok kadar az olduğunu Emniyet Teşkilatında istihbarat şubede çalıştığım dönemdeki bürokratların şu an nerede hangi konumlarda oldukları ve geçmişleri hakkında Bilgi Sahibi olmam münasebeti ve fetö İle yapmış olduğumu mücadelemde gerekli yasal işlemlerin yapılmaması, yargıdaki kanadının faaliyetleri ve fetö İle ilgili resen soruşturma başlatılması gereken konularda soruşturma açmamaları ve takipsizlik vermenin mümkün olmadığı noktalarda da takipsizlik vermeleri, 2018 yılında iki savcının müracaatımı almamaları, sürece dahil olan ve fetönün pisliklerini kapatmaya çalışan valiler, emniyet müdürleri, daha yüzlerce hukuksuzlukları v.s bu yaşadıklarım bürokratik darbe sürecinin içerisindeki fetönün savunma mekanizmasının nasıl çalıştığının göstergesi, aynı zamanda fetö İle mücadelenin siyasallaştırılması ve at izinin it izine karıştırılmasında bürokrasinin ve fetönün siyasi yapılanması içerisindeki milletvekillerinde rolü çok büyüktür.

Neden en etkin bürokrasi ve fetönün siyasi yapılanması, aslında makalemizin konu başlığının açıklaması burada gizli, çünkü öz olarak açıklayacak olursak fetö ilk önce kamu yapılanmasını gerçekleştirerek bürokrasiyi elde etmiştir, bürokraside başarılı göstermeye çalıştığı, medyatik ettiği bürokratlarını siyasete kanalize ederek hem devletin kamusal gücünü elde etmiş ve aynı zamanda bu kamusal güç İle siyaseti bir yandan dizayn etmeye çalışmış, bir yandanda algı operasyonunları İle hükümetleri düşürerek devletin siyasi yönetimini ele geçirmeye çalışmıştır, yani yaptığı algı operasyonları İle demokratikmiş gibi göstererek bürokratik darbeleri gerçekleştirmeye çalışmıştır. Nitekim başarılı olduğu darbe girişimleride mevcuttur, buna örnek verecek olursak kaynak olarak Eski istihbarat daire başkanı Sabri Uzun’un İN KİTABINI gösterebiliriz, kitap içerisinde ses kayıtlarının İstanbul istihbarat dan CHP’ li   Fikri SAĞLAR’ a verilerek ANAP hükümetinin düşürüldüğü anlatılıyor.

25 Mayıs 2021 günü Haber Türk’te yayınlanan Açık ve NET İsimli programın konuğu olan içişleri bakanı sayın Süleyman  SOYLU’ya Sedat PEKER  İle ilgilinsorular sorulmuştu ve sayın içişleri bakanı sohbet arasında bir görüşünü bekirterek aynen şöyle demişti. “BEN BÜROKRASİDEN SİYESETE GEÇİŞLERE KARŞIYIM” diyerek ve bizzat isim vererek “AHMET DAVUTOĞLU SENDE BÜROKRAT KÖKENLİSİN” Demişti. İşte bu kelime insana kitap yazdırır diyorum ve program içerisinde buna yönelik tek bir soru bile sorulmadı sayın SOYLU’ya!!!! Zannedersem her şey net aslında, Sayın soylu’da her şeyin farkında, burdan tekrar milletimizi ve devlet büyüklerimizi uyarmak boynumun borcu ve benim için milli bir görevdir, devletimize ve milletimize kasteden FETÖNÜN Bürokrasi ve siyasi kanadıdır, bu sürecin adı BÜROKRATİK DARBE SÜRECİDİR!!! Yaşadığımız hain darbe girişimleri FETÖNÜN BÜROKRASİ VE SİYASİ YAPILANMASI Tarafından organize edilmektedir, Aynı zamanda bu terör örgütün en büyük hedefi gerçekleştirdiği algı operasyonunları İle hükümetin milletten aldığı gücü kırarak Sandığı bunun yansımasını sağlamaktır, Bunun içinde kamudan güç kullanılmakta ve FETÖ kendisini devletin kendisi olarak göstermeye çalışmaktadır. Tabiri caiz ise FETÖ AÇIKÇA MÜHÜR KİMDE İSE SÜLEYMAN ODUR demeye çalışıyor ve millet üzerinde böyle bir algı oluşturmaya çalışmaktadır, Bu açıdan bakıldığında devletin büyük bir beka sorunu İle karşı karşıya kaldığı görülmektedir.

1- İnsanlar terörist olmak için fetullah gülene tabi olmadılar.

2- İyi bir insan eğitimli bir insan iyi bir Müslüman olacaklarına inandırıldıkları için fetöcü oldular ve aile bireylerini bu örgüte kanalize ettiler.

3-O insanları fetöye kanalize etmek için, sözde alim hoca kisvesindeki bir çok kimseyi önce fetullahı övdürerek işe koyuldular.

4-Fetönün referansları sebebi ile insanlar fetönün peşinden sürüklenip gittiler.

5-Fetö onlara din iman perdesi arkasında sürekli bağlılığı ve itaat etmeyi, sorgulamamayı, sadakat adı altında denilenleri harfiyen yapmayı öğretti.

6- Bu itaati gösteren insanlar kendilerini Allahın iyi bir kulu olacaklarını zannettiler.

7- Ve içine düşürüldükleri fetullahçı terör örgütünün fedaileri haline geldiler onlara verilen emirle darbe kalkışması yaptılar Devleti yıkmaya Hükümeti devirmeye kalktılar.

8- Bu savaşı damgalandıkları için bilindikleri için kaybettiler tedbir adı altında yürüttükleri tüm sırları açığa çıktı.

9- Ve Beklenen uyanış gerçekleşti. Fetöyü şişiren palazlandıran ona yol açan yapılar tek tek deşifre olmaya başladı. Fetö kiralık katilken Fetöyü kiralayıp pazarlayanlar ortaya çıktı

10- Fetullah Gülen Risaleinuru sadeleştirme yaparken destek veren Mustafa Karaman bu desteğini boşuna açıklamamıştı

11- Risale-i Nura lügat koymak ile sadeleştirme yapmak arasında hiç bir fark yokken Fetö rahat tahrifat yapsın sadeleştirme yapsın diye Yeni Nesil Yeni Asya adı altında lügat meal tahrifatı ile önünü açtılar

12- Fetullah Gülen insanlar için kabul görsün ve hürmet görsün diye evliya, veli, kutup hatta hz. İsa diyecek kadar algıyı yönettiler. Bunun için İhsan Atasoy, Ahmet Akgündüz gibi çok fetvacıları sahaya sürdüler.

13- Sorularla Risale, Sorularla İslamiyet adı altında siteler kurup gece gündüz fetullah güleni parlatıp milyonlara referans vererek kandırdıklarını fetöye devşirdiler.

14- Fetullah Gülene Müslümanlar sahip çıksın ve açığa çıkan pisliklerini görmezden gelsin diye karşısına solcuları, perinçekçileri koydular. Daha da inandırıcı olması için uydurma mahkemeler davalar ile 28 şubat tiyatrosunu oynadılar.

15- Gelinen noktada artık deşifre oldular yeniden nüfus elde etmek için çeşitli dernekleri kurdurdular. Dershaneler de kaybettikleri genç nüfusu, dernekler üzerinden yeniden toparlamaya çalıştılar.

16- Bediüzzaman hazretlerine şahit olan vekil ve varis olan ve gerçekleri söyleyebilecek tüm ağır top ağabeyleri şehid ettiler ve susturdular.

17- Artık fetönün arkasındaki yapı ve yapılar Türkiye’den dünyaya yayılan ahtapot gibi kolları olan yapılar gün yüzüne tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmaya başladı

18- Bundan dolayı birbirine zıt kutuplar ihtilaf içinde gibi görünen esasında beraber olan yapılar bir araya geldi. Said Yüce, Ahmet Akgündüz kavgası yerine birlikteliğe bıraktı, Fatih Yağcı ile Mustafa Sungur ağabeyin sözde bedi vakıfları ittifak edip birlikte fırıncı anma programında omuz omuza görüntü verdiler, Fetullah Gülen mehdidir diyen İhsan Atasoy ile Said yüce yan yana program yapıp görüntü verdiler. Suffa Vakfını temsilen Risale-i Nur sadeleştirmesini savunan Mustafa Karaman ile Said Yüce bir araya geldiler. Fetö Almanya frarisi Cemil Tokpınar bile fırıncı abisi için taziye mesajı Twitterdan Dünyaya ilan etti. Tarihçi Yavuz Bahadıroğlu bile tüm bunları bildiği halde bu konuları sorgulayan insanlara Fetö kalıntısı diye iftiraları Akit üzerinden yaymaya başladı.

19- Pardon birileri Fetö ile mücadelede Hükümeti yetersiz Adaleti yetersiz mi buluyordu?

20- Mücadele son aşamaya geldi için yiyecekleri operasyonlardan paçayı kurtaramayacakları için dünün abi veya hoca bilinenlerinin yarına hain damgası yiyeceğini gördükleri için Adaleti Beğenmiyoruz, Hükümet Yanlış Yapıyor, Hakan Fidan mit üzerinden zulüm yapıyor diye çığırtkanlıklara Ahmet Akgündüz üzerinden yaymaya başladılar.

21- Öyle ki nurcuları bu kirli oyuna bulaştırmak için Nurdan Haber sitesini bile âlet edip uydurma yazılar ile Algı yönetmeye başladılar.

22- ben tarihe not düşüyorum. YARGILANACAKLAR HESAP VERECEKLER KAÇAMAYACAKLAR.

23- Ben ise evde ayak ayak üstüne atıp kahvemi içip çerezimi yerken onları haberlerden seyredeceğim.

24- Çok yakında Dünya alem görecek ki Nurcuların Devlete, seçilmiş Başkanına, İstihbaratına, Adalet kurumuna, Milli Eğitim kurumuna ayar verme gibi bir görevi olmadığını..

25- Bunlara kananlar yol yakınken kendinizi ve sevdiklerinizi bu kirli tezgahtan kurtarın âlet olmayın desteklemeyin..

26- Kendileri çökerken sizi de peşlerinden götürmelerine müsaade etmeyin..

Gazeteci – Yazar

Süleyman Yasin AKDENİZ